2012’mden 2013’üme Sevgilerle…

2012’mden 2013’üme Sevgilerle…

Bundan tam 9 gün önce, yeni yıl yazımı bitirmiştim. Diğer köşe yazarlarını okumak için son günü bekledim tabii J. Standarttan devam etseydim; Hoş geldin yeni yıl, Nasıl geçti o güzelim 2012, Hanimiş de 2013… başlıklı yazılar yazmak zorunda kalacaktım… J

Başka insanları, değişik sektörleri, trendleri değerlendirmek yerine, kendimi değerlendirmek istedim. Ortak duygular paylaştığımızı hissediyor ve başlıyorum…

Her yıl olduğu gibi; 365 adet 24 saati, gene dünyevi işlerle geçirmeyi “başarmışım” tabii. Çalışmışım da çalışmışım. Sevdiklerime yeteri kadar zaman ayıramamış ama hiç değilse birkaç yeni “insan” kazanmışım.

Dostumu da düşmanımı da kendim belirleyerek, güçlü bir insan olmaya devam etmişim. Bazı insanlar ben izin vermediğim için benimle arkadaş olamamışlar ya da ben izin verdiğim için benimle düşman olabilmişler.

Tabii en önemli konuyu başaramamışım. Hayat arkadaşı bulamamışım. Ya yeterince sevememişim ya da sevdiğimi gösterememişim. Dolayısı ile bu yıl da bir evlat sahibi olamamışım. Her yılın sonunda dediğim gibi; “önümüzdeki yıl garanti…” J

Metropolde yaşamanın verdiği zorluklarla bazen strese yenik düşmüşüm, sağlığımdan olmuşum. Daha çok para kazanıp daha başarılı olmanın peşinden koşarak hastalanmış, sonra kendime ayıramadığım 2 saati hastanede doktorlara ayırmışım.

Aralarda beni memnun eden şeyler de yapmışım. Beni sevenlerin duygularına ortak olmuşum. Yolda hiç tanımadığım ve yazılarımı okuyan kişiler tarafından çevrilmişim, öpülmüşüm, mıncıklanmışım J. Kitabımı bitirmişim (Mart 2013’te kitapçılarda).

Sosyal Medya’da binlerce kişinin ağabeyi ve kardeşi olmuşum. İnsanları hayatıma ortak etmiş, onların hayatlarına ortak olmuşum. Onlara, hiç tanımadıkları bu adama sırlarını açıklayıp, dertlerine çözüm arayabilecekleri kadar güven vermişim. Verdiğim doğru akıllarla çözümler üretmişim. Bu çözümlerin sonucunda o kadar çok hediye almışım ki… Kaşkoller mi desem, kitaplar mı, neler neler…

Bu yıl Büyükada’ya gittiğim bir gün, çarşıdaki manavın önünden geçerken Osmanlı çileğini gördüm. O an, rahmetli anamın yaptığı çilek reçeli aklıma geldi ve Twitter hesabıma yazdım… Sonrasında gelen reçelleri aylardır yiyoruz J.

Zamane hastalığı yalnızlık ve sevgisizlik. Ben bu yıl daha çok insan tarafından sevilmeyi başardığımı gördüm. Ve yaşadığımız çevreye nasıl davranırsak, bize geri dönüşü de aynı şekilde oluyor.

Yeni yılda herkesi sevmeniz ve herkesin sizi sevmesi dileği ile, sevgi dolu kalın…

%d blogcu bunu beğendi: