Neden Bir Dünya Şehri Değiliz?

Neden Bir Dünya Şehri Değiliz?

İstanbul’un hep bir Dünya Şehri olduğundan / olacağından bahsediliyor…

Avrupa’nın televizyon kanallarındaki ve internetteki Türkiye tanıtımlarına, Türkiye’de geçen film sahnelerine bakıyoruz; çoğu Arnavut kaldırımlı semtlerde geçiyor ve hala geri kalmış bir Türkiye görüntüsü veriliyor. Avrupa ülkelerinin ve Amerika’nın bilinirliğine bakıyoruz; hep bir ihtişam, hep gökdelenler… Aslında bu sözde gelişmiş ülkelerin insanları arasındaki ekonomik ve sosyal sınıf farkı; bizdekinden çok daha fazla.

Peki, neden bu böyle?

Çünkü devletlerin de marka değerleri var. Ülkeler marka değerlerini; teknolojik gelişimleri ve sanatsal değerleri ile ortaya koyuyorlar.

Amerikalı bir pop yıldızı Türkiye’ye gelip, hiçbir Türk sanatçının altından kalkamayacağı bir bütçe ile sahne kurup tüm Türkiye’yi kendine hayran bırakıyorsa; Dünya’nın gözünde Amerika’ya sattığımız tonlarca salatalığın ve binlerce kanepenin aslında hiçbir değeri yok.

Kredi kartı borcu ile savaşılan ülkemizde, yeni bir akıllı telefon çıkınca sıra bekleniliyorsa ve bu teknolojiyi biz üretip Apple gibi bir marka yaratamıyorsak; Dünya’nın gözünde, İstinye Park’ta dolaşan Ferrari’li çocuğun soyulacak bir tüketiciden başka hiçbir değeri kalmıyor…

Yaklaşık 1 ay kadar önce iPhone5 satın aldım. Şarj girişi daha önceki iPhone’lara göre farklı olarak tasarlanmıştı ve 2 hafta şarj aletini çantamda taşımak zorunda kaldım. Çünkü bir önceki modellerin şarj aletlerinden birer adet ofisimde, evimde, arabamda olmasına karşın bu yeni modelin şarj aleti Türkiye’ye gelmemişti.

Hani bu yeni telefon modeli çıkar çıkmaz, koşa koşa “operatör tarafından kontratlı olarak satın almaya mecbur bırakılarak” alıp “ekonomimizi mahvetmeye” katkıda bulunuyoruz ya… Sonra da kendimizi çok teknolojik, çağdaş vs. vs. hissediyoruz… Şarj aletini kaybettiğimiz anda o telefonu tekrar kullanabilmek için maalesef şarj aleti satı alamıyoruz ve yeniden hoş geldin taş devri…

Türkiye’nin bu kadar üzerinde durulmasının tek bir nedeni var. Yüksek doğurganlık ve dolayısı ile genç nüfusa sahip Arap Ekonomisi’ne ulaşmanın en kolay ve belki de tek yolu, Avrupa’ya adapte olmaya en yakın ülke olan bizden geçiyor.

Sorunu bilmek, çözümü bulmanın ilk adımı…

Sevgi ve akıl dolu kalmamız dileğiyle…

%d blogcu bunu beğendi: