“İlişki”sizlikler Üzerine…

“İlişki”sizlikler Üzerine…

Her hafta sosyal medyada, sizlere hangi konu ile ilgili yazmamı istediğinizi soruyorum. Yanıtlar hep aşk üzerine yoğunlaşıyor. Bu nedenle, son iki haftanın yazı tarzlarını birleştirip, iki bölümden oluşan bir köşe hazırladım. Birinci bölümde ilişkisizlik nedenlerini, ikinci bölümde ise sosyal medyada en ilgi gören paylaşımlarımı okuyacaksınız.

Konu üzerine düşünürken, aşktan ziyade ilişkiler ve yaşanan ilişkilerden doğan memnuniyetsizlikler üzerine yazmak istedim. Malumunuz, kadınlar da erkekler de düzgün bir ilişki yaşayamamaktan şikâyetçiler.

Konunun bir kadınlar, bir de erkekler cephesi var… “Mümkün oldukça” tarafsız, ilişkisizlik nedenlerini; yarı kalbimden, yarı beynimden yazıyorum…

Her iki “cephe”nin ortak sorunu “alternatif” fazlalığı. Günümüzde karşı cinsten birisiyle tanışmak, telefonlaşmak, flört vs. derken maşallah piyesi 24 saate sığdırıyoruz.

Çokeşliliğe kadınlara göre daha yatkın olan erkekler her ne kadar kolay ulaştıkları kadın çeşitliliğinden memnun görünseler de aslında kendi kuyularını kazıyorlar. Gezip tozarken gayet “Batılı” olan playboy’lar, iş ciddiye binmeye başlayınca yelkeni aksi istikamete çevirip analarımız gibi kadınlar arıyorlar.

Ya bedenleri kirlettik ya ruhları; temiz kadın mı bıraktık ki arıyoruz…!!!

Doğru çift birbirini bulduğunda; kadın erkeğin geleceğini, erkek kadının geçmişini sorgulamaya başlıyor. Bir daha düzgün bir ilişki yaşamaktan umudunu kesmiş bu iki kalp, aşkın verdiği heyecan ve sabırsızlıkla,  her şeyin hızlı gelişmesini bekliyor. Çağımızın “rahatlığına” alışmış taraflar, karşı tarafı kaybetmenin verdiği korkuyla; sahiplenme, kıskançlık ve beklentiler girdabına giriyorlar.

Öncelikle erkeğin, kadının o güne kadar yaşamış olduğu kırgınlık ve güvensizliklerin üstüne güvene dayalı bir ilişki kurması gerekiyor. Kadın ne kadar güçlü olursa olsun, duygusal yapısı nedeniyle kendisini sahiplenen bir erkek arıyor.

Bir diğer önemli nokta ise tarafların, birbirlerinin hayatlarında yıkıcı değil yapıcı değişiklikler yapması gerekliliği. Arkadaş, dost, akraba ilişkilerinde karşı tarafı bu çevrelerden soyutlayarak kendimize daha “ait” hale getirmemiz, bir ayrılık durumunda özellikle kadınların kendilerini daha yalnız hissetmelerine ve daha zor toparlanabilmelerine yol açıyor.

Sevgi, ruhumuzun temel besin maddesi. Farklı aileler tarafından farklı sosyal, kültürel ve ekonomik çevrelerde büyütülmüş iki bireyin aynı dünya görüşlerine sahip olmaları tabii ki bir mucize olur. Önemeli olan ilişkiyi başlatan o ilk sevgi hamurunu doğru malzemelerle harmanlayıp çiftin hayatlarının sonuna kadar sağlıkla beslenecekleri bir yemek hazırlamaktır.

Ve haftanın reytingi yüksek, sosyal “mecra” paylaşımları… J

  • Allah kimseye, sonsuza kadar sürmeyecek aşkı yaşatmasın…!
  • Gönül kime söz vermişse, aşk onda güzeldir.
  • Aşk, birlikte aptal olabilmektir.
  • Ayrılığın en acı tarafı; cep telefonundaki “Aşkım” olan kaydı, “Onun adı” ile değiştirmektir.
  • Ağlayarak uyuyan kadın çaresizdir… Gözyaşlarını silerek uyuyan kadın ise tehlikeli…!
  • Ne zordur severek yaşamak. Ona benimsin deyip sarılamamak. Ne zordur hep yakın hissedip aslında ondan uzak olmak.
  • Kendini kimsesiz ve unutulmuş hissediyorsan, içindeki çocuğa sarıl. Sana insanları anlatır…!
  • “Aslında insanı en çok acıtan şey, hayal kırıkları değil, yaşanması mümkünken, yaşayamadığı mutluluklardır.” Dostoyevski
  • Hayatta çok şey oluyor… En çok da “Yazık” oluyor…!
  • Geldiğin kadar değil, göründüğün kadar mutlusun. Ve unutma; gittiğin kadar değil, hak ettiğin kadar unutulursun…!
  • Bir kadını sevebilmek için o kadının seni sevmesine gerek yok; Ölse de sevilir, sevse de, sevmese de…!
  • Son O’yu bulana kadar erkek kendisine aittir. O’nu bulduktan sonra, erkek O’nun olur.
  • Savunuyorsan düşündüklerini, arkasında duracaksın. Çıkarıldığında darağacına, cellada gerek kalmadan altındaki taburene tekmeyi vuracaksın.
  • Herkes o kadar masum ki, sanırsın cehennemde sadece ben yanacağım…!
  • Bir gün herkes sevdiğine kavuşacak diye korkuyorum. Düşünsenize; o bana, ben sana, sen ona, o başkasına…!
  • Nasıl bir hayat yaşadığımızın hiç önemi yok… Mutluluk da mutsuzluk da içimizde.
  • Erkeğin kadını anlaması, bir yaşamı harcamasıdır.
%d blogcu bunu beğendi: