Boxer Dergisi Eylül Sayısında, Trabzonspor Başkanı Sn. İbrahim Hacıosmanoğlu’nu yazmıştım. Kaçıranlar için…

Boxer Dergisi Eylül Sayısında, Trabzonspor Başkanı Sn. İbrahim Hacıosmanoğlu’nu yazmıştım. Kaçıranlar için…

Ayın Sözünün Eri

Aylık spor yazmanın zorluğu, konuların popülerliği ve tazeliği, yazıyı teslim ettikten 40 gün sonra bile keyifle okunabilen paragraflardan oluşması denklemi arasında dolaşırken bakalım bu ay klavyemin tuşlarından neler dökülmüş…

Deplasman yasağına karşı olan Trabzonspor Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, “Olimpiyat Stadı’na Trabzonspor taraftarları alınmazsa maçı Beşiktaş tribününde izlerim” sözünü tuttu. Türkiye Futbol Federasyonu’nun derbi maçlar için deplasman takımına uygulanan taraftar yasağına karşı olduğunu her fırsatta dile getiren Trabzonspor Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, Ağustos ayında Atatürk Olimpiyat Stadı’nda oynanan Beşiktaş maçı için de 8 bin kişilik kontenjan talep etmişti. Başkan Hacıosmanoğlu bu talebi reddedilince, daha önce dile getirdiği sözünü yerine getirerek maçın başlamasına 1 saat kala Atatürk Olimpiyat Stadı’nda Beşiktaş tribününe giriş yaptı. Maç esnasında ve sonrasında Trabzonspor başkanına Beşiktaşlı taraftarlar yoğun ilgisi gösterdiler. Gerçekten bu maçı futbolseverlerin gözünde takımlardan birisi değil, dostluk ve Hacıosmanoğlu’nun duruşu kazanmıştı.

Peki, İbrahim Hacıosmanoğlu dendiğinde aklıma ne geliyor… Başkan olmadan önce Fenerbahçe ve özellikle Aziz Yıldırım ile ilgili gündeme gelen şike tartışmalarına odaklanarak, Trabzonspor’un hak ettiği halde son dört “şampiyonluğunun” elinden alınmış olmasını dile getiren bir taraftar geliyor. Camiadaki kirli ilişkilerden ve maddi çıkarlardan dolayı “oynanamayan” futboldan ve futbolun “ticari” bir savaşa dönüşmesinden şikâyetçi olan bir futbolsever geliyor.

Sayın Hacıosmanoğlu’nu şahsen tanımam ama Türk futboluna karşı olan bakış açısının haklı olduğunu, tuttuğumuz takımların taraftarlıklarını bir tarafa bıraktığımızda hepimizin kalbimizin bir köşesinde hissettiğine de eminim.

Bu yazıdaki asıl konu o takım ya da bu takımın şike yapmış olup olmadığı değildir. İnsanın olduğu her yerde menfaat ve art niyet maalesef vardır. Türk futbol kulüpleri arasında bu savaşlar yaşanırken, her geçen yıl değer kazanan ülkemiz ve yazıya konu olan futbolumuza karşı Türkiye’yi çekemeyenlerin “ekmeklerine yağ sürülmektedir”.

Futbolu ayakta tutan başkanlarından daha çok taraftarlarıdır. Trabzonspor taraftarı bende her zaman Karadeniz’in sosyal dayanışmasının spora yansıması algısını uyandırmıştır. Takım ruhunu yöresel duygularıyla birleştiren Trabzon taraftarları da başkanlarının Beşiktaş derbisinde sergilediği bu kararlı ve sözünün eri tutumundan hoşnut olacaklardır.

Emek verilmeyen hiçbir şeyin insan için kıymeti yoktur. Öleceği günü önceden bilen bir insanın yaşam amaç ve görüşleri tamamen değişir. Bugün para ve başarı hırsıyla yanıp tutuşan bir işadamına sahip olmak istediği her şeyi dakikalar içerisinde verseniz, hayata karşı duruşu tamamen kaybolacaktır. Futbol da hayattan keyif almak, tahminler yürütmek, taraftar olmak, öngörü ve beklentilerle maç seyretmek, bunun tartışmalarını yapmak için sosyal çevreler oluşturmak açısından dünyanın en popüler sporlarından birisidir. Ama hile ve menfaat sarmalı içerisine sokulursa o zaman taraftarın da paragraf başında verdiğim iki örnekteki insan gibi amaç ve keyifleri ortadan kaybolur.

Futbolun, futbolcunun, hakemin rahat bırakılması ve taraftarların spora küstürülmeyerek daha keyifli bir sezon geçirmesi dileğim ile…

%d blogcu bunu beğendi: