Sosyal Medya “Hırsızlığı”

Sosyal Medya “Hırsızlığı”

Yerel seçimlere aylar kala, özellikle İstanbul’da bulunan Sosyal Medya Yönetim “Çocukları”nın işleri bayağı açıldı.

Çocukları yazmışım yanlışlıkla… Sosyal Medya Yönetim Şirketleri olacaktı!

Bir ürünü ya da hizmeti doğru fiyata satabilmeniz için öncelikle bu ürün ya da hizmeti alacak kişinin de, konu ile ilgili temel bir bilgiye sahip olması gerekmektedir. Yazıyı kaleme aldığım gün itibarı ile başıma gelen bir olayı yazıp, konunun önemini size daha detaylı anlatacağım.

Yaklaşık 2 ay önce, yerel seçimlerde belediye başkanı olmak isteyen bir beyefendiyi benimle tanıştırdılar. Ben prensip olarak sosyal medya yönetimi yapmıyorum. Belediye başkanı da olsa, milletvekili de olsa sosyal medya yönetimi yaptırılması komik geliyor bana (tabii bilgisayar kullanmayı bilmeyen bir siyasetçi ise durum değişir).

Ben siyasetçinin marka yönetimini üstleniyorum. Kıyafetinden, konuşma metinlerinin hazırlanmasına, seçime gireceği bölgenin sosyoekonomik / sosyokültürel yapısından bu yapının hangi sosyal medya mecralarına nasıl yansıdığına, algı analizine ve ek olarak sosyal medya yönetimine vb. kadar her şeyini planlıyorum. Amacım da “fabrikasyon” bir para tahsil etme sistemi olmadığı için çok fazla müşteri kabul etmiyorum tabii.

Türkiye’de siyasetçilerimize bu tarz bir hizmet veren başka bir şirket yok. Araştırırsanız zaten göreceksiniz. Aklında şüphe olan müşterilerime, noter sözleşmesi karşılığı hizmet bedelsiz olarak çalışmayı da teklif ediyorum. “Seçimi kazanırsanız öder, kazanmazsanız ödemezsiniz” garantisi ile… Daha ne yapayım…

İstanbul’da en iyi sosyal medya yönetim şirketlerinden birkaçından fiyat alırsanız, belediye başkanı aday adayları için hizmet bedelinin aylık 15.000.-TL üst sınırından başlayıp, 2.000.-TL’ye kadar düştüğünü görürsünüz. Bu arada benim sistemimde yaklaşık aylık maliyet 6.000.-TL civarı ve bunu müşteri bana değil, kendi kredi kartı ile gereken şirketlere ödüyor. Bu rakam maliyetken, bu rakamın altında bir bedel ile hizmet veren şirketler sanırım parayı ceplerinden, siyasete olan aşkları nedeni ile ödüyorlar!

2 ay önce tanıştığım belediye başkanı aday adayı beyefendiye döneyim.

Beyefendi benimle anlaşamayınca, aylık 7.000.-TL’lik bir hizmet bedeli ile başka bir “profesyonel” sosyal medya yönetim şirketi ile anlaşıyor. Hizmetleri görseniz, say say bitmez… Parti logosu üzerine fotoğraf yerleştirilmesi, günde en az 5 tweet atılması, personel yollanıp etkinlik ve konuşmalar öncesi fotoğrafının çektirilmesi,… Daha neler neler…

2 ay içerisinde 14.000.-TL’sini ödüyor beyefendi. Yapılan işin kalitesi değerlendirilecek gibi değil ama konu da bu değil zaten. Derken, bir sabah uyanıp her gün hizmet “kalitesi”ni kontrol ettiği sayfasına bakmak için akıllı telefonunun ekranına dokunuyor. O da ne? Sayfa yok!

Hemen şirketi arıyor. Sayfa yönetiminin yapıldığı Facebook profili “hack”lenmiş yani çalınmış. İlk iş sayfa görünmez hale getirilmiş. Sahte bir mail adresinden 3.000.-TL ödeme yaparsa sayfasının iade edileceğine dair bir de mail gelmiş. Koşa koşa bize geliyor tabii…

“Bence rakam gayet uygun, ödeyin gitsin” dediğimde beyefendi biraz bozuluyor ama kızacak çok da bir şey yok aslında… 14.000.-TL çöpe atılmış, 3.000.-TL daha atılsa ne olur ki.

Şaka bir yana, size çok art niyete elvermeyecek şekilde bu sayfanın nasıl çalındığının, alternatif yollarından sadece birisini anlatayım. Anlattığım temel bilgilerle Youtube’a girerseniz video olarak anlatımlar var zaten. Günahı, videolu “hacker”lık eğitimi verenlerin boynuna…

Benim kişisel Facebook profilimde, 4 arkadaşım var ve siz adımla arama yapığınızda zaten bu profilim değil, yaklaşık 60.000.- üyeli hayran sayfam görünüyor. Bugün art niyetli birisi, kendisine falanca adet sahte ama güzel kız fotoğrafları olan Facebook profili açıyor. Tabii kızları gören herkes bu sahte profilleri arkadaş olarak ekliyor ve bir gün siz de sizi ekleyen, aylarca yatırım yapılıp “çalıştırılmış” ve tamamen gerçek gibi duran bu güzeller güzeli kızlarımızın arkadaşlık talebini kabul ediyorsunuz tabii. Kız örneği espri olsun diye verildi… Falanca parti falanca temsilcisi adı altında da bu profiller açılabilir ve art niyetiniz olmazsa bile kandırılarak arkadaş eklemeyi kabul edersiniz.

Sonrası ise şöyle gelişiyor… Facebook sizin tanımadığınız insanları arkadaş olarak eklemeyeceğiniz mantalitesi ile oluşturulmuş bir güvenlik algoritmasına sahip. Bunu çapkın hemcinslerim, gereğinden fazla hanıma arkadaşlık talebi yolladıklarında, karşılarına çıkan “geçici olarak arkadaş ekleme özelliğiniz şu kadar gün egellendi” uyarı ve cezalarından bilirler.

Peki, siz tanımadığınız kişilerin yani bu sahte profil sahibi “hacker”ların arkadaş ekleme taleplerini kabul etseniz ne olacak ki… Şifreniz güvenli zaten, kimse bulamaz. Telefon doğrulamanız varsa iş biraz daha kolay sizin için ama dediğim gibi ben size onlarca yöntemden en basitini anlatıyorum. Hacker arkadaş, sizin hesabınızın adını soyadını Facebook kutucuğunun ilgili bölümüne yazdıktan sonra yanlış bir şifre giriyor (doğal olarak böyle olacak tabii, şifrenizi nereden bilsin).

Sonrasında Facebook, hesabın gerçek sahibi olup olmadığını kendisine soruyor. Başlıyor sıralamaya; evet sahibiyim, güvenlik sorumun cevabını unuttum, şöyle böyle derken arkadaş doğrulama kısmına geliyor iş. Listesinden falanca sayıdaki arkadaşına doğrulama kodu yollanmasını talep ediyor. Tahmin edin o seçtiği arkadaşlar kim?

Evet bildiniz, o birbirinden güzel, size hayran olduğu için sizi eklediğini zannettiğiniz kızlar. Sonra doğrulama kodları gelince zaten şifreleri kendisinde olan sahte hesaplardan gerekli işlemleri yaparak hesabınızı ve dolayısı ile hesap tarafından yönetilmekte olan hayran sayfasını ele geçiriyor.

Burada suç Facebook’ta mı, Facebook’un bir güvenlik açığında mı… Tabii ki ikisi de değil…

Suç, ehliyeti olmayan çocuktan, araba kullanmayı öğrenmeye çalışan amcadadır.

Bugün siyasetçilere yapılan doğru marka yönetimleri ve “dürüstlükle” kazanılamayacak seçim yok. Siyasetçilerimiz bunu bazen çok acı tecrübelerle de olsa öğreniyorlar.

Son olarak şunu marka yönetim hizmeti alacak siyasetçilerimize söyleyeyim. Çalışacağınız kişiden referans istediğinizde size bülbül gibi bir isim listesi sıralıyorsa, dolandırılmak üzeresiniz. Çünkü bu hizmeti alan aklı başında siyasetçiler zaten bir gizlilik sözleşmesi yapıyorlar. İsminin baş harfini söylerseniz sorun yok ama 2. harfini telaffuz ettiniz mi yandınız!

Peki, beraber çalışacağınız siyasi danışman ve marka yöneticisini nasıl seçeceksiniz? O da tamamen kişisel ilişkilerinize ve referans sistemine kalmış. Yoksa boşu boşuna paranızdan olmayın. En iyisi açın bir Twitter hesabı, olduğu kadar kendiniz uğraşın. Paranız da cebinizde kalsın.

Bu ülke hepimizin, yerel seçimler sonrası parti gözetmeksizin daha bilgili siyasetçilere sahip olmamız dileğim ile… Sevgimle kalın…

%d blogcu bunu beğendi: