Boxer Dergisi Ekim Sayısında, Sn. Fatih Terim’i yazmıştım. Kaçıranlar için…

Boxer Dergisi Ekim Sayısında, Sn. Fatih Terim’i yazmıştım. Kaçıranlar için…

Emperador Terim

Geçenlerde tam, ekim sayımız için “2020 Olimpiyat Mevzu” başlıklı yazıma başlıyorum, gazeteci bir ağabeyim ne yazdığımı sordu. “Olmaz…” dedi “şimdi yaramıza tuz basma”…

Ne yazayım ki? Avrupa Basketbol Şampiyonası’na da kafamızı uzattığımız anda “üçlüğü” yemişiz zaten. “Sen Fatih Hoca’yı yaz” dedi…

– Peki yazayım…

– Yok, yazma… Önce Galatasaray ile Real Madrid oynasın, sonra yaz…

Büyüğüm sonuçta, dediğini yaptım, bekledim… Sonuç bildiğiniz üzere 6-1 mağlubiyet… Bugün 19 Eylül 2013 ve yazıya başlarken dedim ki kendi kendime “Malzeme olsun diye bekledin ya… Şimdi de yazma, hafta sonunu bekle Kalust… Belki Galatasaray, Beşiktaş’a yenilir… Sen de Fatih Hoca istifa mı etsin konulu bir yazı yazarsın!”

Sonra klavyeye basan parmaklarımdan utandım. Bu kadar “nankör” müdür güven? Ya da bu kadar “nankör” müdür birine duyulan sevgi?

Real Madrid İspanyol ya, ben de bu sefer Emperador Fatih Hoca’yı yazdım. “Emperador”, İspanyolca’da imparator demek. Real Madrid bize 6 gol hediye etti, ben de bir İmparator hediye etmişim çok mu!

Bırakalım şimdi Real Madrid yenilgisi sonrası sevenlerinden, güvenenlerinden özür dileyen 60 yaşındaki Fatih Hoca’yı. Yıllar önce Arsenal’ın elinden UEFA Kupası Finali’nde kupayı çekip alan, 4 kez üst üste Galatasaray’ı şampiyon yapan, Galatasaray’da futbol oynayan, jübilesini Galatasaray’da yapan, Euro 2008’de Milli Takım’ı Avrupa üçüncüsü yapan, iki kız evlat büyütmüş bir babaya bakalım.

İstanbul’daki tanınmış ailelerin çocuklarının çoğunu tanıyorum. Fatih Hoca, baba olarak da iyi bir “hoca”. Ailesinin soyadına güvenip yaşamak yerine, 7/24 çalışan, sosyal medyanın Türkiye’deki en iyi kullanıcılarından biri olan ve yolunu moda blogerı olarak çizmiş Buse Terim’i yetiştirmiş. Bugün Türkiye’de “Sosyal medya nedir?” başlıklı bir anket yapsak sırası ile Twitter, Facebook, Instagram ve diğerleri cevaplarını alırız. Sosyal medya ve marka yönetimine odaklanmış bir gazeteci olarak Buse Terim’in blogunu ve hesaplarını ilk günden beri sıkı takip ederim. Youtube’undan, Pinterest’ine, Twitter’ına vb. kadar efsanevi çalışır. Hem de “yumurtalı” (hani satın aldığımız sahte takipçili, beğenili, hayranlı) çalışma değil…

Emperador Terim’e dönelim…

Fatih Hoca kendisine de, ailesine de, bu ülkeye de kanıtlayacağını kanıtlamış. Galatasaray’da oynamaya başladığı yıllardaki kıvır kıvır saçlarının yarısından fazlasını Galatasaray’a “hediye” etmiş. Bazen kırılmış ama arkasını dönüp gitmemiş. Ne zaman görev verilmişse Milli Takım için elinden geleni yapmış…

Yok efendim Sayın Başbakan istemiş de göreve gelmişmiş, yok efendim şu beyefendi de tavsiye etmişmiş… Konu bu değil…

Şimdi Napolyon, İspanya’yı savaşta yendiğinde, İspanya Kralı ve Napolyon arasında geçen konuşma ile örnek verip Real Madrid markasına karşı kırıcı olmak istemiyorum. Sonuçta İspanyollar hak ettikleri başarıyı, bileklerinin hakkı ile aldılar…

Aşağıdaki paragraf Fatih Hoca’yı bu kadar çabuk kalplerinden “silebilenlere”…

Bir savaştan sonra, eleştiri yapanlardan biri, parmağını harita üzerinde gezdirerek Napolyon’a şöyle der: “Şuradan geçip, önce orayı alsaydınız, sonra buradan geçip şurayı da alırdınız”. Napolyon güler: “Evet, oralar parmakla alınsaydı, öyle yapardım!”

Parmağı ile oynayanların, sahada oynayanları daha yapıcı eleştirmesi dileğim ile…

Sevgimle kalın…

%d blogcu bunu beğendi: