Sosyal Medya ve Güvenli İnternet Yaşamı

Sosyal Medya ve Güvenli İnternet Yaşamı

İnsanoğlunun temel ihtiyaçlarının başında iletişim ve popülerlik olduğunu biliyoruz. Bunu internet ve sonrasında sosyal ağlar kavramları hayatımıza girinceye kadar “insan gücü”, yazılı, görsel ve işitsel medya ile sağlamaya çalışırken bu kavramlar hayatımıza girdikten sonra tuşlar ve dokunmatik ekranlarla sağlamaya başladık. 2012 yılında dünya genelinde haftalık 22 saat kullanım, sosyal bağımlılık alt sınırı olarak kabul edildi.

Sosyal ağlar üzerinde paylaşım yaptıktan sonra bu paylaşım ve geribildirimleri ile iletişime geçtiğimiz kişi sayısını, insanlarla birebir sosyalleşerek yakalamamız kesinlikle imkânsız. Sosyal medya platformları popüler konu ve ilgi alanlarını yönlendirdiği için, gerçek hayatlarında hiçbir şekilde bu konularla ilgilenmeyen kişiler bile bilinçaltlarında kendilerini bu konulara yönlendiriyorlar ve sonucunda aslında olmadıkları bir karakter yapısına bürünüyorlar.

Etrafımıza bakmanıza gerek yok, objektif olarak kendimizi değerlendirelim. Hangimiz sosyal medyada olduğumuzdan daha yakışıklı, kültürlü, girişken, popüler, zengin değiliz ki! Dünyadaki aile yapılarının çöküşüne bakın. Birçoğumuzun evinde eşler beraber vakit geçirme sürelerinin bir bölümünü sosyal medyaya “çaldırıyorlar”. Aldatma ve boşanmaların sosyal medya hayatımıza girdikten sonra arttığını bilmeyenimiz kalmadı artık.

Yetişkinler için bile ciddi bir sorunken, daha ergenlik çağına girmemiş ve hatta okul çağı bile gelmemiş çocuklarımızın da sosyal medya ile haşır neşir olduklarını görüyoruz. Hatta bazı ebeveynler, çocukları doğar doğmaz, onlar için sosyal medya profilleri oluşturuyorlar. Çocuklar daha okul çağları başlamadan, bilgisayar kullanmaya ve ailelerinin denetlemelerinin çoğu zaman mümkün olmadığı şekilde yetişkinlerle sosyal ağlar üzerinden iletişim kurmaya başlıyorlar. Sokakta tanımadığımız bir yetişkinin çocuğumuzu sevmesine bile korumacı bir içgüdü ile yaklaşırken sosyal medyada bu tehlikeyi algılayamıyoruz çoğu zaman.

Sosyal ağların faydaları da var tabii… Adli makamlar artık suçlulara bu ağlar ile çok daha kolay ulaşıyorlar. Ulusal basın bazı haberleri henüz vermemişken, olayın meydana geldiği bölgenin yerel halkının sosyal paylaşımları ile bilgilere daha hızlı ulaşılıyor. Bir ürün ya da hizmetle ilgili olumlu ya da olumsuz bilgi ve deneyimlere bu platformlar üzerinden ulaşmak, yaşadığımız sorunları bu ürün ve hizmet sağlayıcılara çözdürmek çok daha kolay.

Gerçek hayatta arkadaşlarının eleştirilerine katlanabilen insanlar, sosyal medyada bu eleştirilerin daha fazla kişiye ulaşması nedeni ile çok daha kırılganlar çünkü kişiler bilinçaltlarında, sosyal ağlardaki arkadaşlarının kendileri ile aynı fikirde olduklarına inanmaya odaklanmışlar. İnsanlar sosyal medyada mutluluk, zenginlik, başarı paylaşımları gördükçe sanki diğer insanlar bunları sürekli yaşıyorlarmış gibi bir kıskançlık ve umutsuzluğun pençesine düşüyorlar. Hâlbuki sanal hayatta değil de gerçek hayatta sosyalleşen insanlar çok daha mutlu oluyorlar.

Dijital duygu çok büyük görünse de, gerçek duygu daha konsantre…

Ne kadar ilginçtir ki dünyada birçok kişi ve şirket ilk adını duydukları kişiyi, sosyal ağlarda tarıyor ve bu mecralarda aktif olmayan kişilere art niyetli gözüyle bakıyor. İnternet üzerinden bir bilgiyi silmenin çok zor olduğunu bildiğimize göre, sosyal medyada özellikle görsel öğeler paylaşırken, gelecekte karşımıza çıktığında pişman olabileceğimizi unutmamamız ve buna göre bir duruş sergilemememiz gerekiyor.

İnsanların birbirleri hakkında dedikodu yapmaları, birbirlerini karalamaları varoluşumuzdan beri yaşanırken sosyal medya çağı ile bu daha “güçlenerek” karşımıza çıktı. Bugün arkadaşları tarafından uygunsuz bir fotoğrafı çekilen bir çocuğun, bu fotoğrafı nedeni ile intihar bile edebileceği bir gerçek. Siyasilerden iş insanlarına kadar dijital ortamlarda suç teşkil edebilecek sahte paylaşımlar hazırlamak artık çok kolay. Bu nedenle sosyal medya platformlarındaki ve epostalardaki şifrelerin güvenliklerinin önemi her geçen gün daha da artıyor. Özellikle hatırlamanın kolay olması için aynı şifrelerin kullanılmaması ve bu şifrelerin dijital ortamlarda saklanmaması gerekiyor.

Size bir örnek vereceğim. Bilgisayarımızda Facebook, Twitter, vb. profillerimize bağlanırken artık neredeyse hepimiz kullanıcı adı ve şifremizi işletim sistemimizin hatırlamasını istiyor ve kayıt edilmesine izin veriyoruz. Tekrar tekrar yazmak zor geliyor. Ne de olsa şifreler işletim sistemlerinde “yıldız” olarak görünüyor ve kimsenin görmesi mümkün değil…

Peki, şunu deneyin bakalım… Facebook profilinizden çıkın ve tekrar Facebook ana sayfasını açın. Kullanıcı adınız (epostanız) okunabilirken, şifrenizin karakterleri noktalardan oluştuğu için okunamayacaktır (gayet güvenli değil mi)… “Giriş Yap”ı tıklamayın. Şifre kutucuğunun içini fareniz ile sağ tıklayın ve “Öğeyi denetle”yi sol tıklayın. Ekranın altında bir kutucuk açılacak ve

<input type=”password” name=”pass” id=”pass” tabindex=”2″>

satırı belirecektir. Bu satır üzerinde farenizi sağ tıklayın ve açılan kutucukta “Edit as HTML”yi sol tıklayın. Şimdi bu satırdaki yazılarda düzenleme yapabileceksiniz… Satırdaki “password”ü silip yerine “göster” yazın ve sonrasında ekran içerisinde başka bir yeri fareniz ile sol tıklayın. Yukarıdaki satır

<input type=”göster” name=”pass” id=”pass” tabindex=”2″>

halini aldı. Artık yukarıdaki şifre kutusunda, biraz önce noktalardan oluşan ve kimsenin göremeyeceği şifrenizin açık açık okunabildiğini göreceksiniz.

Özetle işyerinizdeki bilgisayarı sizin izninizle bile olsa birisi 10 saniye kullanırsa, Facebook şifrenize sahip olabilir. Bu en basit örneklerden biri…

Tanımadığınız mail adreslerinden gelen dosyaları kabul etmeniz (hatta tanıdığınız mailler bile ele geçirilmiş ve size virüs ya da casus yazılımlar içeren mailler gönderilmiş olabilir), sosyal mecralardaki video zannettiğiniz görüntüleri tıklamanız, kaynağını bilmediğiniz ücretsiz programları yüklemeniz derken size yüzlerce örnek verebilirim. Emin olun Facebook hesabınızı kaybetmeniz, bu örneklerle kıyasladığınızda başınıza gelebilecek “en iyi” senaryo olarak kalacaktır. Bir sabah kalktığınızda dünyanın öteki ucundaki bir şirkete banka hesabınızdan paralarınızın aktarıldığınızı görebilirsiniz!

Diyeceksiniz ki “O zaman en iyisi bilgisayar kullanmamak”. Tabii ki günümüzde bu mümkün değil ama en doğru olanı iş için kullandığınız bilgisayarınızın, eğlence için kullandığınız bilgisayar ile aynı olmaması ve lisanssız program kullanmamanız.

Dijital değil nefes alan insanlarla sosyalleşmeniz dileğim ile…

Sevgimle kalın…

%d blogcu bunu beğendi: