Sosyal Medya Reklamları

Sosyal Medya Reklamları

Türkiye’de reklam pastası görsel medya, yazılı medya, dış mekân reklam (outdoor marketing) ve internet arasında paylaşılıyor ama internet reklamlarının önemi henüz kavranabilmiş değil.

Şimdi düşünelim…

Türkiye’de milyonlarca televizyon varken reyting ölçümlerine dahil edilen hane sayısı binlerle sınırlı. Aranızda hiç reyting ölçüm sistemine katılmış tanıdığı olan var mı? “Evet” cevabı olanlara birer plaket vermek istiyorum.

Yazılı medyada gazeteleri geçtim ama dergilerin gerçek tirajlarını yazsam çoğu markanın reklam vermek için üste para isteyeceğine eminim.

Peki, sosyal medyaya reklam vermek mantıklı mıdır?

Büyük çoğunluğumuz televizyon seyretmeye ve bir şeyler okumaya ayırdığımız süreden daha fazlasını sosyal medyada geçiriyoruz. Televizyon ve radyoda reklamı verdiğimiz saat aralığı (reklam kuşağı), süre, program, gün, mecra; gazete ve dergide ise reklamın yeri, büyüklüğü ve özellikle mecra reklamımızın ulaşacağı kitleyi belirliyor ama görsel, işitsel ve yazılı medyanın Facebook ve Twitter kadar kesin çizgilerle ayrılmış bir reklam hedeflemesi yakalaması olanaksız (Google reklamı ayrı bir konu olduğu için buraya dahil etmiyorum. Sosyal medya reklamları olarak şu anda Facebook ve Twitter’ı ele almak yeterli ama önümüzdeki zamanlarda internet ve sosyal medyada daha farklı mecralar etkili olmaya başlayınca tabii ki bu yazıda güncelleme gerekecektir).

Peki, reklam bütçemizin karşılığı?

Televizyon ve radyoda reytinglerden, yazılı medyada ise tirajlardan reklamımızın geri dönüşünü tahmin etmeye çalışıyoruz…

Facebook ve Twitter reklamlarımızı verirken; saat aralığı, gün, cinsiyet, eğitim seviyesi, ülke, il, ilçe, anahtar kelime, benzer kişi ya da markayı takip eden kitle hedefleme, medeni hal gibi onlarca etkene göre seçim yapabiliyoruz. En önemlisi reklam için ayırdığımız bütçeyi anlık olarak takip edebiliyor ve dilediğimiz anda reklamımızın performansını görebiliyoruz. Reklamımızın etkili olmadığını gördüğümüzde, ayarlarını değiştirebiliyor ya da reklamdan vaz geçebiliyoruz.

Bir televizyon kanalı reklamınızı yayınladığı ilk saniyede kanalı arayıp reklamı durdurtun ya da gazete bayilere dağıtıldıktan sonra geri toplatın bakalım… Hadi olmadı, reklamdan verim alamadığınızı söyleyip paranızı geri isteyin. Başarabilen olursa bu yazının ikinci plaketini vereceğim.

Yukarıda anlatılanlardan bir fayda sağlamadığımızı düşünelim. Televizyonda ya da yazılı basında bir reklam gördünüz ve ürünü beğendiniz. Ertesi gün tam satın almak için yola çıktığınız esnada, canınız kadar sevdiğiniz bir arkadaşınız size kendi kullandığı ve deneyimlediği başka bir markayı önerdi! İşte o anda o ürünü satın alma kararınızı vermenizi sağlayan, o mükemmel görsellikte hazırlanmış reklam çöpe gitti. Çünkü herkes sevdiği ve güvendiği insanların görüşlerini, tanımadığı bir mecranın yönlendirmesine tercih eder. Sosyal medyanın en önemli reklam ayarlarından birisi de, ürünü ya da markayı zaten kabullenmiş kişinin etki alanına yani çevresine odaklanabilmesidir.

İnternet reklamlarının geçici bir akım olduğunu düşünüyorsanız şunu unutmayın. Markalar isteseler de istemeseler de internet ve özellikle sosyal medya üzerinden geri bildirim ve etkileşime maruz kalıyorlar (bazı markalar gibi sosyal medyadan kaçmak çözüm değil!). Tüketici görsel, işitsel ve yazılı medyaya geri bildirimde bulunamazken sosyal medyada bunu yapabiliyor. Dolayısı ile “kendi kendilerine konuşmayı seven” kişilere ulaşmayı hedeflemiyorsanız sosyal medyadaki reklamların markanız için daha verimli olacağına emin olabilirsiniz.

Markanızı paraya çevirebilmeniz dileğim ile… Sevgimle kalın…

%d blogcu bunu beğendi: