“yemek zevki” Dergisi Şubat “Sosyotik Trendler” Köşemi Kaçıranlara…

Şubat Yemek ZevkiAYIN GÖNÜLLÜ “REKLAM”I

Sosyal medyada uykusuzluktan ve yorgunluktan o kadar çok şikayet etmişim ki geçen hafta bunu gören “doğadan” iki kocaman sepet dolusu ürünü adresime postalamış. Huysuzum ya… Sepetleri görünce dedim ki kendi kendime “Ne güzel… 2 sepet çay, meşrubat, ıvır zıvır yolla; sonra hemen kap köşemde yeri!”

Söylediklerimi sadece ben duymuş olsam da “markadan” özür dilerim… Neden mi?

Benim asistanlar aldılar ürünleri… Yok efendim şu çay sinire iyi gelirmiş, yok bu sindirime, şu da uykusuzluğa… derken 1 haftada oldum mu kedi gibi uykucu ve sakin…

Şaka bir yana, “doğadan”ın ürünleri gerçekten işe yarıyor. Ben de biraz araştırdım içeriklerini… Deneyin ve %100 haklı olduğumu göreceksiniz…

SARAY MUHALLEBİCİSİ VOL.2 – Feneryolu Şubesi

Kahvaltı için Feneryolu Saray Muhallebicisi’ne uğradığım bir sabah ve günde yaklaşık 2 litre filtre kahve içen bir tiryaki olarak hemen siparişime filtre kahveden başladım… Kahve damak tadım bilirkişi düzeyindedir ama itiraf edeyim ki sabahın o saatinde ne kahve verseniz içerim… Ama o sabah Saray Muhallebicisi’nin filtre kahvesini içemedim… Diyebilirim ki “İstanbul’da içtiğim en kötü filtre kahvelerden biriydi…”

Kasadaki görevli ile biraz muhabbet edince, İstanbul genelindeki 15 Saray Muhallebicisi’nde de aynı filtre kahvenin verildiğini ve müşterilerin filtre kahvenin sertliğinden şikayetçi olduklarını anlattı…

Madem şikayetçiyiz, düzeltiniz efendim…

AYIN KUŞKONMAZI

Gina - Kanyon AVM - 008pKuşkonmaz dikildikten 3 yıl sonra ürün vermeye başlar. Buna ek olarak, hem bakımı hem de toplanması sürekli eğilmeyi gerektirdiğinden nadide ve değerli bir sebzedir. Hem kültür kuşkonmazı hem de “kedirgen” adlı verilen yabani bir türü vardır. Özellikle Egeliler bu “kedirgen” türünü daha iyi bilirler. İki tür kuşkonmazı tatmış olanlar ise genellikle “kedirgen”i “kültür kuşkonmazı”na tercih ederler çünkü “kedirgen”in tadı, “kültür kuşkonmazı”na göre daha yoğundur.

Genelde yeşil olan kuşkonmaza rastlandığı halde makbul olanı beyaz, etli ve kalın olanıdır. Kuşkonmazın beyaz olmasının (kalmasının) nedeni ise toprağı delip güneşe ulaşamamasından kaynaklanır. Üreticiler de kuşkonmaz toprağı delemeden, topraktaki kabartıyı takip ederler ve kuşkonmaz toprağın üstüne çıkmaya başlamadan hemen kökünden kesip toplarlar.

Dediğim gibi beyaz olması makbuldür ama yeşili de iş görmez değildir hani… Önemli olan kuşkonmazı aroması çok baskın olmayan zarif bir sosla servis etmek ve üzerine biraz peynir rendelemektir. Kuşkonmaz üzerine rendelenecek peynirde tercihim ise İsviçre’nin Sprinz peyniridir.

Kanyon AVM’deki Gina’da o gün yediğim kuşkonmaz ise maalesef kıvamında pişirilememişti. Servisi de pek yukarıda anlattıklarıma uygun değildi. Ama bunları kim önemsiyor ki zaten…

Önemli olan kuşkonmazı yemenin “hava”sı değil mi?

AYIN PORTAKAL SUYU

Lavazza Best Coffee Shop’ları duymuşsunuzdur… Ataşehir’dekine uğradığımda taze sıkılmış portakal suyu sipariş ettim. Gelen portakal suyunun miktarı yaklaşık 200ml, fiyatı ise 8,25.-TL’ydi. Servis personelime “fiyatı biraz yüksek değil mi?” sorusunu yönelttiğimde aldığım cevap daha da ilginç oldu… Sormadığım ya da sipariş etmediğim halde, alaycı bir gülümseme ile bana “çay da 4.-TL” dedi…

“İşine geliyorsa tatlım!” demenin başka bir şekli sanırım. Ne diyeyim; demek ki alan memnun, satan memnun… Siz en iyisi 20.-TL yapın siz o portakal suyunu…

AYIN TATLISI

BIG CHEFS - City's AVM - 004p - KopyaArkadaşlarla birlikte, Nişantaşı’ndaki City’s AVM’nin en üst katında İzzet Çapa’nın Limonata’sının yerine açılan Big Chefs’e uğramıştık. Sohbet muhabbet derken “tatlı yiyelim”e geldi konu! Dayanabilir miyim ben, hemen verdim profiterol siparişini…

Big Chefs’in profiterollerinin hamuru dışarıdan geliyormuş. İçindeki kremayı ve üzerindeki çikolata sosunu ise kendileri hazırlıyorlarmış. Kremalı yani normal profiterol istemezseniz dondurma dolgulu olarak da tercih edebiliyormuşsunuz.

Mönüde Profiterol, “Fransız usulü dondurmalı veya klasik – 12.-TL” olarak geçiyor…

Profiterolün çikolata sosunda çikolata tadı yok, ayrıca garip bir kokusu var ve maalesef değerlendirmem 10 üzerinden 2…

AYIN “BEY”İ

Balibey DÖNER - 009p - KopyaGeçenlerde İstanbul’da yer yerinden oynadı. Öyle bir halkla ilişkiler ve tanıtım ki anlat anlat bitmez. Ünlüler akın akın mekanı tanıttılar. Neresiydi bu mekan?

Burak Özçivit’in açtığı Balibey Döner…

Burak Özçivit aslan gibi, yakışıklı, başarılı bir oyuncu. İyi de kazanıyor. Allah daha çok versin, daha iyi etsin inşallah…

O da her birikimi olan Türk Vatandaşı gibi, sıcak para ile dönen, alacak verecek derdi olmayan gıda sektörüne girmeye karar vermiş ve bir dönerci açmış!

Ben açılışlara mümkün oldukça gitmem. Gittiniz mi hem bedava yiyip içeceksiniz hem de doğruları yazacaksınız (olmaz tabii). Yoksa çoğu “trend setter!” köşe yazarı gibi Nişantaşı, Bebek, Etiler mekanlarını gezer durur ve hepsine de “mükemmel” yazarsınız. Toplasanız 15 yazar var zaten “pışpış”çı :) … Derseniz ki “kaale alın var mı?”, tabii ki yok… Körler sağırlar, birbirini ağırlar… Onun için en doğrusu sonradan müşteri olarak gidip aslanlar gibi hesabınızı ödemek ve izlenimlerinizi yazmak. Ben de öyle yaptım. Biraz üzücü sonuçlarla karşılaştım ama dost acı söyler…

Balibey Levent’te ama ana cadde üzerinde değil. Şimdiki yerinde daha önce birçok mekan açıldı ama başarılı olamadı. Burak Özçivit bence civardaki yüzlerce işyerine güvenerek burayı açmış ama çalışan kesim o fiyata sürekli döner yer mi? Bence yemez…

Mekana gidince kapının önünde yaktım arabamın dörtlülerini, Vale bekliyorum… Arkadan korna sesleri… Ne gelen var ne giden… Hemen bitişiğindeki açık otoparka girdim ben de… Otoparkçının dediğine göre her gelen Vale olmamasından şikayetçiymiş!

Neyse, hafif de yağmur çiseliyor. Oralar zaten hep toz toprak… Ayakkabılarım 20 adımda çamur içerisinde kalarak Balibey’e girdim. Dekorasyon anlamında özel hiçbir şey yok. Bildiğiniz dönerci.

Tam bir masaya yerleşiyordum ki bir ses… “Rezervasyonunuz var mı?”

Ne rezervasyonu yahu? İçeride toplasan 3 masa var zaten! Ama talihsizliğim beni yakalayan garson amcadanmış. Efendim birazdan Balibey Döner ağzına kadar dolacakmış…

Garson amcanın uygun gördüğü yere oturdum (bu arada ben yemeğimi yerken amca her müşteriye aynı şeyi yaptı). Şunu da ekleyeyim ki 10 dk. sonra dolup taşacak dükkan, ben 25 dk. sonra çıkarken hala boştu.

Neyse, mönüye bakarken (döner ve iskenderden başka bir şey yok) garson amcanın ağzından otomatik dökülenleri ve diyaloğumuzu düzeltmeden aktarıyorum:

  • Amca:   (Ben sormadan başlıyor anlatmaya) İskenderimiz harika, dönerimiz kendi yapımımız…
  • Ben:      Başka işletmeler dönerlerini kendileri yapmıyorlar mı, bir yerden satın mı alıyorlar?
  • Amca:   Başkaları hazır yapar ama bizimkisi gördüğünüz gibi (döneri gösteriyor) kendi imalatımız :).
  • Ben:      Peki, de farklı bir özelliği mi var dönerinizin? Etin dinlendirilme şekli, sosu, hazırlanışı?..
  • Amca:   Bizimkisi kaliteli! (Buradan ne anlıyoruz? Diğer dönercilerin döneri kalitesiz!)
  • Ben:      Herkesin döneri kendine göre kaliteli, öyle demeyelim…
  • Amca:   Bizimkinin eti kaliteli! (Anlaşıldı, bu kalite mevzuunu aşamayacağız…)
  • Ben:      Peki, bir porsiyon iskender istiyorum.
  • Amca:   İçecek tercihiniz? (Alternatifler: Kola, Ayran, Meyve Suyu, Şıra, Soda, Su)
  • Ben:      Şıra lütfen.
  • Amca:   (Diğer personele dönerek) Şıra geldi mi? Gelmemiş…
  • Ben:      Ayran alayım… (Açılalı 3 hafta olmuş ve içecek alternatifleri dahil zaten 10 kalem olan mönü tamamlanamamış, Allah’tan her şey kaliteli!)

İskenderim geliyor. Fiyatına ve bu kadar reklama göre 10 üzerinden ancak 3 alır. Servise geleyim. Pınar ayran 200 ml olmasına rağmen ayranın yanında getirilen bardak 330ml’lik… Personel zaten servis falan yapmıyor, onu geçtim… Ayranı “şişeden içmek!” istemez de bardağa doldurursanız bardağın yarıya yakını boş kalıyor ki bu kadar tanıtılan ve marka olup bayilikler vermeyi düşünen bir işletme için durum içler acısı…

Fiyatlara gelince ayran 2.-TL, iskender 22.-TL… Otoparktan aracımı alıyorum (0-1 saat 9.-TL)…

Yazının başında da belirttiğim gibi bu kalitede bir döner yemek ve 200ml’lik Pınar ayran içmek için bahşiş hariç 33.-TL ödemek çalışan kesime hitap eden bir noktada epeyi fazla…

Ağzınızın ve kalbinizin hep tatlı olması dileğim ile… Sevgimle kalın…

%d blogcu bunu beğendi: