“yemek zevki” Dergisi Haziran 2014 “Sosyotik Trendler” Köşem…

Haziran 2014SOSYOTİK TRENDLER

AYIN “TEKNOLOJİK”İ

Geçen ay sevgili dostum Gizem Özdilli, bir açılış davetiyesi yolladı… Bildiğiniz üzere “bedava” yemek zorunda kaldığım için açılışlara pek gitmiyorum… “Allem ettim, kallem ettim” ve bu açılıştan da kaçtım tabii… Aradan 1 hafta geçince kendim uğradım, Akasya AVM’nin VIP katında açılan “The Beyond” adlı mekâna. Niyetim; mutfağı güzelse kaleme almak, kötüyse de mümkün oldukça yumuşak eleştirmekti… Ne de olsa Gizem’in hatırı var…

Bu arada mekâna gitmeden, açılış için gelen basın bültenine bir göz attım… Cümleyi aynen aktarıyorum: “The Beyond’un özellikle Güney Fransa, Güney İtalya ve Türk mutfaklarının rafine yorumlanışı ile oluşturulan mönüsünün en çarpıcı yanı, yenidünya gastronomi trendi olan ‘Çiflikten Masaya’…” Doğru yazmışlar; mutfak, belirtilen ülkelerden “alıntılamış” ama o ülkelerin tatları değil… Zaten aynen aktarılsa çoğumuz beğenmeyiz… Demem odur ki, yemekler çok güzel uyum sağlatılmış bizim “Türk Mutfağı”mıza… Yediğim yemekleri ve fiyatlarını yazmayacağım. Mekân gayet başarılı, gitmeniz tavsiye olunur…

Tavsiye olunur da, beni “The Beyond”a âşık eden yemekleri değil… “The Beyond”da akıllı telefonunuzun ya da tabletinizin şarjı mı bitti? Servis personeliniz hemen masanıza servis ediyor “The Beyond” markalı şarj aletinizi… Teknolojisiz yaşayamadığımız şu günlerde açlığın ne önemi var, yeter ki bir an bile sosyal medyasız kalmayalım ki “ego”muz aç kalmasın!

AYIN “DİKİŞ”İ TUTANI

Anadolu Yakası’nda, Kalamış Marina’nın tam karşısında mükemmel bir “dükkân” vardır… Dikkat ederseniz marka adı vermedim çünkü sadece dükkânın konumu, büyüklüğü, şekli mükemmel ve ne hikmetse yıllardır o dükkânı kiralayan işletmeler hep zarar etmiş ve kapanmışlardır.

Şimdilerde bu dükkân “by esat” markası ile balık “restaurant”ı olarak hizmet veriyor… Güzel bir balıkçı dekorasyonu yapmış “by esat”, ne de olsa işin eskilerinden. Duvarlarda balık ağları ve ıstakozlar, tavanda deniz ve akvaryum motifleri, hem lüks hem salaş… Anlayacağınız, tam Anadolu Yakası VIP müşterilerine uygun.

Mekâna girince ilk dikkatimi çeken, masalarda bez peçete olmaması oldu. Daha siparişimi vermeden, hemen sordum servis personelime “Bez peçete yok mu?” diye ve “Var efen’im…” yanıtını aldım. “Nerede peki?” “Hemen getirelim, standart olarak masalarımızda var zaten…” “Diğer masalarda da bez peçete yok ama… Bu nasıl standart?” Neyse… “Standart”larında varmış… Uzatmayayım… Bez peçetem geldi ama maalesef üzerinde kurumuş bir leke var… “Hadi” dedim, “Oldu bir kısmetsizlik”… Peynirli salata ve levrek ızgara sipariş ettim… Peynirli salata 8.-TL, levrek ızgara 35.-TL derken etti hesap 43.-TL… “Etmedi”… Buna, anlam veremediğim 5.-TL “kuver”i ve 2.-TL de “ekstra genel”i ilave edin… Bakın şimdi rakam daha “Yakışıklı!” oldu… “Düz!” 50.-TL Her ne kadar balığı ve salatası mükemmel olsa da maalesef “kanaat” notu ile sınıfta bıraktım “by esat”ı…

AYIN “DALDAN DÜŞEN”İ

Sosyal medya hesaplarımda paylaşmam ve haberlerini yapmam için her hafta onlarca firmadan hediye yollama talebi alıyorum… Her hediye gönderme talebinde bulunana da aynı yanıtı veriyorum: “Beğenmezsem, tanıtımını yapmam”…

Geçenlerde de “Dalından Koptu” markasına sahip genç bir girişimci bana ulaştı ve ürün göndermek istediğini belirtti. Şartımı ona da söyledim ve kabulü üzerine sebze-meyve paletim adresime postalandı. “Kalust, yazıklar olsun… Dört havuç, iki patlıcana kalemini mi sattın?” demeyin sakın… Öncelikle http://www.dalindankoptu.com ‘dan gelen telefondaki sesi duysanız, ürünü direkt sipariş verirsiniz… Okumuş etmiş, ailesinin işine gücüne sahip çıkmış, modern pazarlama tekniklerini bilen ve sosyal medyanın önemini fazlasıyla kavramış genç bir kardeşimdi beni arayan.

Biraz önce adını yazmış olduğum web sitesine girerseniz, firmanın, Facebook hayran sayfasına, Twitter’ına ve Instagram’ına ulaşabilirsiniz. Bravo vallahi… İstanbul’da meyve sebze çok… Ama “Dalından Koptu”nun özelliği; siz ürünü sipariş ettiğiniz anda, taze taze toplanıp size kargolanması… Bugün marketi arasanız siparişiniz yarım günde geliyor… “Dalından Koptu”nun teslimat süresiyse 24 saat…

AYIN YAĞMURU

Ofiste çalışıyoruz… “Zırrrr” kapı… Gelen “ Diyar Burma” tatlıcısı… “Fıstık Yağmuru” diye bir tatlı çıkartmışlar… Ben rejimdeyim… Ofistekiler yedi, ben mecburen seyrettim tabii… Sonra başka bir “Diyar Burma”ya uğradım ve tatlıyı sordum. Bu sefer de “O, ‘fıstık yağmuru’ değil ‘fıstık serpme’ adı ile satılıyor” yanıtını aldım. Dedim ki: Boş verdim diyeti… Sen de boş ver yağmuru, serpmeyi… Koy üzerine oradan kaymağı şerbeti… Uydum şeytana, boz benim rejimi… Bana yukarıdaki dörtlüğü yazdıracak kadar mükemmel bir tatlı olmuş “Fıstıklı Sağanak Serpmeli Yağmur”… Emeklerine sağlık…

AYIN MARKASI

Şimdi bazılarınız kızacak “İnsanlar bu paraya ‘ailecenek’ kahvaltı ediyor Kalustcuğum” diye… Haklısınız ama otomobili A markasından alırsanız 1 lira, B markasından alırsanız 10 lira… İkisi de ayağınızı yerden kesiyor, siz de vermeyin o zaman 10 lira… Değil mi?

Sabah toplantım için İstinye Park AVM’deki “Emporio Armani Ristorante”deydim… Kahvaltı yapmamış kimse, herkes tutturdu “kahve kahve”… “Ben aç karnına kahve içemem” dedim ve mönülerinden “Selezione Di Formaggi Italiani”yi seçtim. Tabakta ne mi var? İki “gıdım” reçel, üç “cıpcıp” peynir, bir “lokma” ekmek… Ama sistem bu… Yarı aç kalkacaksın ki verdiğin 48.-TL’yi ömür boyun unutmayasın…

AYIN PAHALISI

Eskiden giderdik kebapçıya, verirdik 1 lira, karışık etimizi yer ve doyardık… Şimdi moda “Sıteyık Haus”lar… “Özgür Şef”te yemeğimi yedikten sonra servis personelim tatlı isteyip istemediğimi sordu… “Ver” dedim… “Battı balık yan going…” Hani “Nusr-Et”in meşhur “Havuç dilimi” tatlısı var ya… Baklavaların içini açıp, servis personelin artist artist kaymaklı dondurmayı içine sürüyor hani… Sen de ağzın bir karış açık “Ufo görmüş saf köylü” gibi bakıyorsun garsona… Sonra hesap geliyor… Garson da sen o hesabı öderken “Ufo görmüş saf köylü” olduğuna kanaat getiriyor senin!

“Özgür Şef”te havuç dilimi yok, maliyeti daha düşük olan katmer yapmış; ballı, kaymaklı… Tadı güzel… Servis personelin diğer “Steak House”larda olduğu gibi, tatlının içine “bir lokma” dondurma sürmesini isteyip istemediğini soruyor. Evde de uşaklarla hizmetçilerle büyüdüğümüz için tabii, “Sür” diyoruz! Ben de “Sür”dürttüm… “Sür”dürttüğüm katmerin fiyatı tam 28.-TL… Artık katmer görünce bir titreme geliyor üzerime… İnsaf ama… Hadi bir lokmacık ette, havasıdır cıvasıdır derken o kadar parayı ödüyoruz da, “Allah’ın katmeri”ne 28.-TL nedir!

AYIN AYRANI

Geçen sayılarda “Hillside Trio”daki “sosa”yı eleştirmiştim; mönüdeki her şeyin yanında tek tek alkol “önermiş” diye… Umurlarında olmadı herhalde! Bu sefer de beğendiğim bir şeylerini yazayım. Bu vesileyle kaale alınırız belki! Palladium “sosa”nın “Çengelköy Ayranı”nı mutlaka için… İçinde yoğurt, su, nane, fesleğen ve salatalık suyu var… Hemen açıklayayım; salatalık suyu, salatalığın katı meyve presinde sıkılması ile elde ediliyor… Fiyatı 5,25.-TL

Ağzınızın ve kalbinizin hep tatlı olması dileğimle… Sevgimle kalın…

%d blogcu bunu beğendi: