“yemek zevki” Dergisi Temmuz 2014 “Sosyotik Trendler” Köşem…

Temmuz 2014 Yemek ZevkiSOSYOTİK TRENDLER

AYIN “KOCAELİLİ”Sİ

Geçen ay kitabımın imza günü vardı… Hem de taaaa Kocaeli Kitap Fuarı’nda… Tabii yaygarayı kopardım sosyal medyada, herkes duydu… :)

Derken Twitter üzerinden bir hanımefendi mesaj yazdı “İşletmesini yaptığım bir restoran var. Vaktiniz olursa sizi beklerim isterim” diye… Cep telefonu numaramı verdim hemen, telefonda konuşuldu, “WhatsApp” üzerinden konum bilgisini aldım ve dedim ki “Beş gün sonra sizdeyim.”

Filiz Subaş hanımefendiye, telefon görüşmemizde her ne kadar gideceğimi söylesem de pek inanmadığını sezdim… Haklı da gerçi, hep eleştirdiğim gibi hangi “gurme!” gider “deeee” Ilıca’nın bilmem neresine, hem de halk boğazdaki “Istakozları” okumak isterken!

Neyse efendim imza günümü tamamlayıp “navigasyon”uma girdim koordinatları ve yarım saat yolculuktan sonra ulaştım Filiz hanımın işletmesini yaptığı Ilıca Restoran’a…

Ilıca Restoran oldukça büyük bir işletme ve Kocaeli’nin lüks şehirleşme bölümüne yakın bir bölgede…

Kahvaltısından tutun da ızgarasına ve kebabına kadar, 09.00-23.00 arası hizmet veren alkolsüz bir işletme Ilıca Restoran… Ilıca Termal Tesisleri’nin hemen bitişiği…

Detaylarına www.ilicarestaurant.com adresinden ulaşabilirsiniz…

Diyeceksiniz ki “Yer mi kalmadı da Kocaeli’ndeki mekânı yazdın”…

Efendim, Ilıca Restoran’da limitsiz çay ya da kahve seçeneği ile serpme kahvaltı kişi başı 20.-TL.  Kahvaltılarında el yapımı acikadan tutun özel Karadeniz tereyağı, kaşar ve kaymaklarına kadar; sucuklu yumurtadan tutun peynir çeşitleri ve eritme peynirlerine kadar; kendi yaptıkları köy ekmeklerinden pidelerine kadar yok yok…

Ilıca Termal Tesisleri’ne yolunuz düşerse “Ilıca Restoran’a uğrayıp “göbiş”inizi şişirmeden gitmeyin” derim…

AYIN KESTANESİ

Siz hayatınız boyunca hiç kestane yediniz mi?

Ben de gülmüştüm bu soruya da “Akıntı kestanesi”nin tadına bakınca sorunun önemini kavradım…

Bursa’dan “Cafe Siesta”, tatmam için 750.- Gram’lık bir kavanozda akıntı kestanesi yollamış… Kestaneyi abartısız, kavanozu ilk açtığımda bitirdim ve o kadar beğendim ki kavanozun üzerinde yazanları aynen aktarıyorum… Tanımlamada hata olsa bile önemli değil, insan “ölmeden önce” derler ya… Evet, ölmeden önce mutlaka tadına bakmalı bu kestanelerin…

Akıntı Kestanesi (Cafe Siesta’dan birebir alıntıdır): Kuzu kestanesi hasadına 10-15 gün kala zamanından önce olgunlaşan kestaneler kendi kendine yere düşerler. Bunlar tam da olgunlaşmasını tamamlamış olanlardır. Bu dönemde toplanan kestaneler, hasat zamanında sopalarla vurularak düşenlere göre çok daha lezzetlidirler. Ancak soyulmaları çok zahmetlidir. Bu yüzden de ne yazık ki tüccarlar ve büyük üreticiler tarafından tercih edilmezler. Bu kavanozdaki akıntı kestanesi, Siesta için beyaz kristal şeker ile sınırlı miktarda üretilmiştir.

Bu arada kestaneler tek tek bezlenmiş (kaynatılırken dağılmaması için) ve kavanozdan çıkarıp şerbetini süzdükten sonra “hapır hupur” yiyorsunuz…

AYIN ŞEFLERİ

Her ay bir “hikâyem” oluyor… Bu haftaki hikâye de Chefmezze’nin kurucuları “Gazi ve Bilal Ateş” kardeşlere ait…

Instagram’da; hem beyefendiler beni takip ederler, hem de ben beyefendileri…

Bir baktım ki Sortie’nin içerisine açtıkları Chefmezze’nin açılışını duyurmuşlar… Ne kadar eş dost, bedavacı “gurme!” varsa hepsi davetli tabii…

Ben de Bilal Ateş’e yazdım hemen “Davetli değil miyim ben?” diye…

“Şöyle” dedi, “Böyle” dedi, “Sırayla herkesi tek tek arıyorum” dedi, “Alfabenin ‘K’ harfine gelmedim daha” dedi…

“Yemedim!” tabii… Ne çağırıp başına bela alacak Kalust’u…

Çağırırsın bir “dömi”gurme… Üç meze, bir balık, iki öpücük… Zaten çoğu öğleden aç geliyor… Alırsın hem sosyal medyada hem de yazılı medyada “50.-TL’lik aferin”i konu kapanır.

Ben davete teşekkür edip başka bir zaman uğrayacağımı belirterek Bilal Ateş’le yaptığım telefon görüşmemi sonlandırdım…

Akşam o taraflara yolum düşünce dedim ki “Para, dostta kazanılır” ve çaktırmadan müşteri olarak süzüldüm içeri…

Bu arada hemen belirteyim “hikâye”min konusu, hayatımda yediğim nadir 130.-TL’lik salatalardan biri… Demeyin şimdi “130.-TL’ye salata mı olur!” diye.

Anlatacağım efendim, oluyor işte… Okuyun da görün…

Sortie’den içeri girdiğimde hava kararıyordu, siz bu satırları okurken akşam saatlerinde açık havada “ısıtma” olmadan yemek yemek mümkün olacak ama ben Chefmezze’ye uğradığımda dondum vallahi… Hem de 34 dakika boyunca, hem de 130.-TL’ye…

Daha çok okuyacaksınız bu 130.-TL’yi… Böbrek taşı gibi vallahi… :)

Sortie’yi bilemeyenler için söyleyeyim… İçeride birkaç mekân var ve hepsi ayrı işletmeler… Sortie’ye kiracı oluyor bu markalar… Gazi ve Bilal Ateş kardeşler de Sortie’nin en güzel noktalarından birine açmışlar Chefmezze’yi…

Neyse… Sortie bomboştu zaten… Sadece Chefmezze doluydu… Açılış nedeniyle millet süslenmiş püslenmiş gelmiş davete…

Yanlarında güzel hanımlarla gidenler “hoş geldiniz efen’im” diye karşılanıp sol tarafa alınırken, benim gibi “çakma” gurmeler “buyur dayı” edası ile sağ tarafa alındı… :)

Hemen siparişimi verdim servis personelime; bir levrek ve bir peynir rendeli mevsim salata…

Bu arada imtihanın yarısında Bilal Ateş beni fark etti “maalesef”… :)

Aradan beş dakika geçmedi ki salatam geldi, hani şu 130.-TL olan… Tövbee… Salatadan soğuyor değil mi insan? :)

“Eeee?” dedim… “Peynir nerede?”…

Unutmuşlar efendim… Nazardır olur… Şimdi kahkahaya gelin… Servis personelim sordu: “Peynir’i nasıl ‘ekleyelim’ üzerine?”

Nasıl olacak “Ya kalıp olarak koyacaksın ya rendeleyeceksin…”

“Neyse” dedim… Nazardır olur…

Salatam geldi ve afiyetle yemeye başladım 130.-TL’lik salatamı… :)

Uzatmayayım… Isıtıcısız mekânı ziyaretimin 28’inci dakikasında zatürre geçirmemek için (levreğim de gelmeyince) verdim 100.-TL’yi “açılış siftahı” olarak ve mekândan çıktım…

Kapıda da Vale ücreti olan 30.-TL’yi de ekleyince oldu size salata 130.-TL…

Yukarıda yazdıklarımdan sonra “Mekânı tavsiye eder misin?” diye sorarsanız kesinlikle ederim… Açılış günüdür, yeni personeldir, şudur, budur…

Ama Gazi ve Bilal Ateş kardeşlerin Chefmezze’sine üç dostum gitmiş… Anlata anlata bitiremediler mezeleri… “Ateş” kardeşler sektörün duayenleridir ve yolunuz Sortie’ye düşerse ilk tercihlerinizden olmalıdır Chefmezze…

Bu arada Faik Erdemli de Chefmezze’ye davet etti beni…

Vallahi çok istiyorum gitmeyi de bu yazıyı Gazi ve Bilal Ateş kardeşler okuduktan sonra biraz zor tabii…

Önce “can güvenliğim” garanti edilmeli… :)

AYIN REKORU

Bu ay Türkiye’den bir rekorla daha “Guinness Rekorlar Kitabı”na girdik. Van Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Necdet Takva’nın ve sevgili dostum Şef Burhan Can’ın davetlisi olarak ben de bu etkinlikte Van’daydım…

Peki, etkinlik neydi?

“Dünyanın en kalabalık kahvaltı sofrası” Guinness Rekoru artık Van’ımıza ait hem de 51 bin 793 kişinin katılımıyla…

Van’da yaşadığım deneyimlerimi önümüzdeki ay daha detaylı bir şekilde aktaracağım sizlere…

Ağzınızın ve kalbinizin hep tatlı olması dileğimle… Sevgimle kalın…

%d blogcu bunu beğendi: