23 Eylül 2014 – Bursa Lions – Açık arttırma sunumum…

23 Eylül 2014’te, Bursa Nilüfer Lions Kulübü’nün “Yaza Veda Gecesi”nde, değerli ressam Sn. Ayşe Birsen İlter’in yağlı boya tablosunun açık arttırmasını sunup yönettim… Tablonun ve gecenin geliri de üniversite öğrencisi kardeşlerimize burs olarak verildi…

poster1

Bursa Lions - 002

Bursa Lions - 004

Auto SHOW Dergisi, 15 Eylül 2014 – Formula 1 Kahini köşem…

photoDuygusal “yuh”lar!

Her yarış sonrası aklım ve kalbim; Mercedes takım patronu Toto Wolff’le ilgili aynı ikilemi yaşıyor!

Profesyonel olarak baktığınızda, Mercedes takımı adına açıklamaların Wolff tarafından yapılması gayet doğal… Ama fanatik bir seyirci olarak bu açıklamaları dinlediğinizde, mikrofon başındaki Wolff’e gıcık oluyorsunuz…

Nico Rosberg’in SPA’daki temas mevzuundan sonra, podyumda yuhalamalara maruz kalmasının benzerleri çoğu yarışta yaşanıyor. Wolff, İtalya GP’den sonra yaptığı açıklamada, podyum seremonisinde seyircilerin bu tutumunun yanlış olduğunu vurguladı!

Öncelikle İtalya’nın durumu ayrı… Çünkü İtalya kıpkırmızı bir “Ferrari şehri”… Podyumda da “kırmızı” bir bayrak olmayınca fanatiklerin tepkili olmaları doğal…

Peki, taraftarların tepkilerini “yuh”layarak dile getirmek doğru mu?

Tabii ki değil ama seyirci psikolojisiyle ilgili birkaç makale okursanız aslında orada tamamen “sürü psikolojisiyle” yani “yanımdaki yuhalıyor ben de yuhalarım” mantığı ile bu durumun yaşandığını görürsünüz…

Bu sadece Formula 1’de değil, fanatik taraftarın olduğu her spor dalında aynı…

Mercedes’in “fren”leri, “dümen!” mi oldu?

İtalya’da Mercedes pilotu Nico Okumaya devam et

Milliyet TV – 13 Eylül 2014 – Sosyorank Köşem…

SAYFA-1

SAYFA-31

Milliyet TV – 13 Eylül 2014 – Instagrank Köşem…

SAYFA-1

SAYFA-12

SAYFA-13

Auto SHOW Dergisi, 8 Eylül 2014 – Formula 1 Kahini köşem…

photoAnlamsız, koltuk muhabbetleri!

Bu hafta Formula 1 gündeminde iki ayrı koltuk geyiği vardı!

İlki; Red Bull’un “Max Verstappen’i kendi ‘isteğimizle!’ aldık, Mercedes’ten Hollandalı pilota yapılan teklifle bir ilgisi yok” açıklaması oldu…

Red Bull’un sürücü geliştirme programının başındaki isim Helmut Marko, Verstappen için “O da diğer pilotlarınkine benzer bir kontrata sahip. Her zaman böyle yetenekler karşımıza çıkmıyor. Biz Verstappen’e, diğer takımların kendisine yaptıkları teklifleri sormadık bile, kendi pazarlığımızı yaptık” dedi.

Önümüzdeki sezon Toro Rosso ile Formula 1’e giriş yapacak olan Verstappen, bu sporun tarihindeki en genç yarış pilotu unvanını alacak…

İki hafta önce Toro Rosso’nun fabrikasını ziyaret ederek koltuk ayarlarını yaptıran genç pilotu, bu sezon antrenmanlarda görebileceğiz…

İkinci ilginç koltuk “değişikliği!” ise Caterham takımından geldi…

Caterham, Belçika GP’de Japon sürücü Kamui Kobayashi’nin koltuğunu Andre Lotterer’e verdi ama sonrasında bu pilotla anlaşamadı. Derken sıradaki alternatif Roberto Merhi’yle görüşüldü. Merhi’nin de süperlisansıyla ilgili sorunu çıkınca takım yine “Canım ciğerim Kobayashim” yaparak Singapur için koltuğu Japon pilota iade etti!

Kobayashi’nin yaptığı açıklamaların hepsini okudum! Okudukça da acıdım; hem takımın haline hem de pilota!

Japon pilot özetle Okumaya devam et

Estetik Dergisi, Haziran 2014 köşem – LÖSEV

fotograf 03SOSYOTİK DOKUNUŞLAR

40 Yıllık Yolu, 10 Yılda Giden Vakıf: LÖSEV

Lösemi Nedir?

Lösemi bir kan hastalığıdır. Kanımızın esas yapım yeri olan kemik iliğindeki ana (kök) hücrelerin bozulması sonucu kötü huylu blastların çoğalması ile ortaya çıkar. Kalıtsal ve bulaşıcı değildir.

Önemli Ara Not: Lösemili çocuklarımızın yanına yaklaşırken ağzımızı kapatmamızın nedeni, kendimizi lösemili yavrularımızdan korumak değil, bağışıklık sistemi zayıf olan minikleri bizden kapma ihtimali oldukları mikroplardan korumaktır.

Lösemi her yaşta görülebilir ancak en çok 1-5 yaş arası çocuklarda rastlanır. Her yıl binlerce yavrumuz bu hastalığa yakalanmakta ve ne yazık ki bu rakam her geçen gün artmaktadır.

Nedenleri Nelerdir?

Löseminin bugüne kadar tespit edilmiş tek bir sebebi yoktur. Genetik yatkınlıklar ile çevre faktörleri birlikte suçlanmaktadır. Özellikle kanser yapan etkenler tetiği çekerek kromozomal değişikliklere yani lösemi hastalığına neden olmaktadırlar.

Belirtileri Nelerdir?

Solukluk, halsizlik, iştahsızlık, burun kanamaları, deride morluklar ve kanamalar, dalak ve lenf bezlerinde büyüme, bacaklarda ağrı, karında şişme, göz tutulumu en sık görülen yakınmalardır.

Tedavisi Var Mıdır?

Kemoterapiler (ilaçla tedavi) sonucunda % 92’lere Okumaya devam et

Auto SHOW Dergisi, 1 Eylül 2014 – Formula 1 Kahini köşem…

AutoShow - 01.09.2014“Pit”li Raikkonen mucizesi!

Kimi Raikkonen, sezonun en iyi yarışını geçirdi ve Belçika GP’de dördüncü oldu!

Şimdi, Raikkonen’in yarış sonrası yaptığı açıklamayı önce özetleyeyim, sonra yorumlayayım…

Raikkonen yarış sonrası bu sezon Ferrari’nin ilk kez bu kadar iyi performans gösterdiğinden bahsederken, düzlüklerde Williams’ın motor gücünden yani beygir gücü farkından dolayı olağanüstü bir hıza sahip olduğundan, Ferrari’lerin ve Williams’ların düzlüklerde kıyaslanmasının bu sezon için çok zor olduğundan bahsetmiş ve eklemiş:

“Araç sorunsuz olduğu için, bu sezon ilk kez yarışa odaklanabildim ve bu araçla alınabilecek en iyi dereceyi elde ettim!”

Yorumun birkaç boyutu var!

İşin teknik boyutuna bakarsak; Ferrari’nin Mercedes’e göre ana sorunu beygir gücünün düşük olmasından çok araçların enerji dönüşüm sistemlerinin yetersiz olması. Mercedes’i yakalamaları da o kadar kolay değil çünkü Ferrari her ne kadar spor arabada dünya devlerinden olsa da Mercedes’in ar-ge departmanı, her yeni durumda Formula 1 takımına destek verebiliyor çünkü Mercedes, Ferrari gibi değil ve her segmentte otomobil ürettiği için, her durumda ve her sorunu anında çözebiliyor!

İşin takım boyutuna bakarsak; ne hikmetse Okumaya devam et

“yemek zevki” Dergisi Ağustos 2014 “Sosyotik Trendler” Köşem…

photo 001SOSYOTİK TRENDLER

AYIN HAVALISI

Günlerden bir hafta içi… Kalamış Wyndham Oteli’nin kiracısı, “DA MARIO RISTORANTE & PIZZERIA”ya giriyorum… Şubat 2014’te açılan mekânı, memleketimin gurmeleri yere göğe sığdıramamıştı ve girerken dedim ki kendi kendime “Herhalde adım atacak yer yoktur içeride…”

Gelin görün ki bomboştu “Da Mario”… Yoksa bu gurmeler kendi kendilerine mi yazıyor? Yoksa gurmenin yazısını okuyanlar ertesi günü kapıda kuyruk olmuyor mu?

Neyse uğraşmayalım gurme amcalarla…

“Da Mario”da 6 dilim etten, bir tutam rokadan, 2 ince dilim parmesandan oluşan “Bistecca ai ferri con rucola e parmigiano” sipariş ettim… Bir de yanına misss gibi “Yerli Su”…

Bu arada hemen belirteyim; “6 dilim et” dediysem, anamızın evde hazırladığı 6 dilim değil; “anamızın mutfak hesabı”ndan gidersek “1 dilim bonfile” diyeyim… Parmesana güvenip “doyarım” diye düşünmeyin tabii, o yemeğin süsü; kibrit kutusuna soksan, o kadar parmesanla çeyrek kibrit kutusu ancak dolar… Yani “standart” Türk insanının doyma ihtimali yok 62.-TL’lik “Bistecca ai ferri con rucola e parmigiano” ile…

Ek olarak adisyonuma 8,5.-TL de “Büyük Yerli Su” eklemişler ama vallahi de billahi de ben yarım bardağını içtim suyun…

Şimdi muhalif gurmeler diyecek ki “O su şişesi senin için açıldı…”

Burada durum var… İlki, ben gittikten sonra 3 parmağını ancak içtiğim şişedeki su dökülecek… İkincisi, başka bir müşteriye servis edilecek… Üçüncüsü, parasını benim ödediğim su başka bir işlem için kullanılacak… Al birini, vur diğerine, onu da vur “en diğeri”ne…

Tabii ki yazdıklarım yarı şaka yarı ciddi… Buraya giden insanlar bu fiyatları bilerek gidiyorlar… Alan memnun veren memnun…

Yemekle ilgili eleştirilecek tek bir nokta vardı! Tabaktaki rokalar oda sıcaklığında olmalıydı ama maalesef buz gibiydi… Hadi dolaptan çıkarttın bari şoklayıp servis et “aşçı” abi…

Mekânla ilgili de üzüldüğüm iki nokta var… İlki, servis aldığım masa topaldı yani sallanıyordu… O kadar kira öderse mekân, masa almaya parası kalmaz tabii… İkincisi, Anadolu Yakası’nda o tarz “gömülmüş” mekânlar iş yapmıyor. Gömülmüş mekândan kastım, içeri giriş ve çıkışta çok “hava yapılamayan”, daha çok zengin ve çapkın amcaların tercihi olabilecek yerler… Umarım ben yanılırım…

AYIN ÖNYARGILILARI

Geçenlerde cep telefonum çaldı… Arayan, daha önce mekânıyla ilgili eleştiride bulunduğum bir grubun yöneticisi…

“Kalust Bey” dedi, “Mekânımızla ilgili yazdığınız yazıyı okuduk, çok üzüldük eleştirilerinize ama dikkate alacağız…”

Dedim ki, “Beyefendi, ben o yazıyı üç ay önce yazmıştım… Yeni mi gördünüz?”

Konuyu Okumaya devam et

Milliyet TV – 6 Eylül 2014 – “Kalust Soruyor, Tecrübe Konuşuyor” Köşem…

SAYFA-1

SAYFA-12

SAYFA-13

Milliyet TV – 6 Eylül 2014 – Instagrank Köşem…

SAYFA-1

SAYFA-4