“yemek zevki” Dergisi Aralık 2014 “Sosyotik Trendler” Köşem…

IMG_5489SOSYOTİK TRENDLER

AYIN UKALASI

Birkaç hafta önce haftada birkaç gün uğradığım Trump AVM’de “Cadde” konsepti içinde bulunan Al Fakheer’de, arkadaşlarla oturuyoruz. Yanımda oyuncu büyüklerim var… Hesabı ödedik ve tam çıkıyoruz ki, açık mutfak önünde bulunan kurabiyelerin üzerindeki cam kapağı kaldırıp içinden bir tanesini ağzıma attım. Yanımdaki büyüğüm Hüseyin Ağabey’e de dedim ki “Hüseyin Abi, gel sen de al bir tane, hesabı ödedik nasılsa, bu eşantiyon”…

Cam kapağı kenara koydum ve tezgâhın arkasındaki görevliye de “kardeşim, şunu kapatırsın bir zahmet” dedim… Çıkışa doğru yürürken birisinin “ne ukala herif bu yahu” dediğini duyduk ve geri döndüm. Baktım mekânın aşçısı ters ters bana bakıyor.

Başladı bir tartışma… “İşletmeciyi çağırın” dedim…

İşletmeci geldi ve dedim ki “Durum bu şekilde oldu ve personeliniz bana ‘ukala’ diyor”…

Bu arada aşçıya, müşteriye hakaret edemeyeceğini anlatıyorum ama aşçı ukala olduğum konusunda ısrarcı… Açıkta duran kurabiyelerden bir tane almak için, müşteri olarak önce izin isteyecek, sonra da teşekkür edecekmişim…

İşletmeciye döndüm; işletmeci de kızgın “uzatma konuyu” dedi…

Biraz daha ısrar etsem benim kafayı gözü kıracaklar…

Çıktım mekândan ve Al Fakheer’lerin ortağı olan beyefendiyi aradım… Tartışmanın ses kaydı olduğunu ve aynen anlattığım gibi gerçekleştiğini söyledim…

1 saate kadar işyerinde olacağını, konuyu öğrenip bana döneceğini söyledi… Sonrasında ne arayan var ne soran…

Ne diyeyim; madem ukalayız, gitmeyiz biz de bir daha olur biter…

AYIN TÜRK KAHVESİ

Tarihi Beyoğlu Kurukahvecisi’ni daha önce duymamıştım… Kargoyla tatmam için çekilmiş Türk Kahvesi yollamışlar… Ofiste kahvemizi yapan ablaya vermiş asistanım da, haberim yok kargodan…

Tadı bir değişik, daha güzel geldi kahvenin ve ablamıza ne marka olduğunu sorduğumda kargodan haberim oldu. İnternetten numaralarını bulup aradım firmayı…

Tarihi Beyoğlu Kurukahvecisi’nin tarihi, kurucularından Bilun Çolak’ın dedesine, 1930 yılına kadar dayanıyor. Marka ayda 100 ton kahve üretiyor ve Kaşıbeyaz’dan tutun da Konyalı’ya, BTA Atatürk Havalimanı’ndan tutun da tüm adliye saraylarına kadar içtiğimiz Türk kahvelerini, Tarihi Beyoğlu Kurukahvecisi tedarik ediyor…

Yıllarca perakendeye önem vermemiş firma ama artık kendi markasıyla son tüketiciye ulaşıyor… Marketlerde rastlarsanız mutlaka tadına bakın…

AYIN KAHVALTISI

İstanbul’da birçok beş yıldızlı otel olmasına rağmen, Anadolu Yakası’ndakilerin hizmet kaliteleri maalesef Avrupa Yakası’ndakilere göre zayıf…

Geçen ay konakladığı Kalamış Wyndham Otel’de, diyetimi bozup odaya kahvaltı istedim…

“Kalamış kahvaltı tepsisi”nde; soğuk meze tabağı, beyaz peynir, kaşar ve baharatlı sıkma peynir, hindi ve dana jambon, marine karışık zeytin, tereyağı, reçel, nutella, bal – kaymak (ya da tahin – pekmez), omlet (ya da menemen), meyve salatası (ya da meyveli yoğurt), ekmek ve çörek sepeti, kahve (ya da çay, sıcak / soğuk süt) ve meyve suyu çeşitleri var…

Fiyatı; 65.-TL

İstanbul’da üç dilim peynirle iki dilim kurumuş salama 15.-TL isteyen kafelerle kıyaslarsak, Wyndham kalitesindeki bir otel için rakam oldukça uygun…

AYIN TATLISI

Saray Muhallebicisi’nin “kuşgözü” nü ilk kez yedim… İçi Antep fıstığı dolu, üstünde ceviz var… Fıstık dürümün biraz daha iri tanelisi… Tatlının kilosu 47.-TL

Üstüne de kaymak koydurmadan olmaz tabii… Kaymağın kilosu da 75.-TL

Derseniz ki “ben paket ettirip eve götürürsem çok yerim, en iyisi burada bir porsiyon yiyeyim”; porsiyonunda 4 adet “kuşgözü” var ve fiyatı 10.-TL, bir porsiyon (35.-gram) da kaymak ekletirseniz onun da fiyatı 3,5.-TL…

Değer mi?

“Tatlıyı yer, eritmek için de 2 saat koşarım” diyorsanız, değer vallahi…

AYIN “MAHAL”İ

Kanyon AVM’nin yemek katında geç de olsa bir mekân keşfettim; “Mahal”… Mahal’in Kanyon AVM dışında bir ikinci şubesi de Palladium AVM’de varmış… Pide ustası, gözünüzün önünde hazırlıyor pidenizi…

Kuşbaşı – kaşarlı, kavurma – kaşarlı pideleri mükemmel; fiyatı 18.-TL

Kuşbaşılı ve kaşarlı pidenin pişmesi 8 dakika; usta önce kuşbaşılı pideyi fırına veriyor, 5 dakika pişirdikten sonra fırından çıkarıp üstüne kaşar peynirini ekliyor. Kuşbaşının da, hamurun da, kaşar peynirin de pişme derecesi tam kıvamında… Pideyi kesmeden ve servise hazırlamadan önce de bir kat tereyağı sürülüyor üzerine…

Mahal’e ilk not… Ustaların eldivenle çalışmaları sağlık açısından çok güzel ama keşke kolları da kapalı olsa… Malum, erkeğin kolundan kıl düşmesi olası…

İkinci notsa, böyle kaliteli bir işletmede hesaba eklenen 0,5.-TL’lik “servis ücreti” biraz ayıp olmuş…

AYIN HAVALISI

İstanbul Kuruçeşme’deki HUQQA’yı bilmeyenimiz yoktur… Mekân, geçen ay Ankara’da da bir şube açtı… Ankara şubesi de İstanbul’daki gibi tıklım tıklım, tuvaletleri tertemiz, her yer mis gibi parfüm kokuyor, servis personeli gayet nazik, siparişinizi iPad’deki menüden seçerek veriyorsunuz…

“Glütensiz külbastı burger”ini yedim; fiyatı 29.-TL

Bu arada bilmeyenler için glüteni kısaca açıklayayım…

Glüten, buğday içerisinde yer alan ve un değerlerini en fazla içeren protein grubudur. Unun içerisinde yas glüten değeri ideal olup eksikliği durumunda iyi buğday ile karıştırılarak veya kuru glüten ilavesi ile istenen değerlere ulaşılabilir. Kuru glüten, buğday nişastası üreticilerinin yakın geçmişe kadar teknoloji yetersizliğinden dolayı elde edilmesi zor olan ancak bugün un sanayi, dayanıklı unlu mamuller ve balık yemi başta olmak üzere yem sanayinde kullanılan bir sanayi hammaddesi haline gelmiştir. Son yıllarda birçok yem üreticisi tarafından tercih edilmektedir.

Kullanımının sınırlı olması gerekliliği, Çölyak hastalığının bu protein grubuna karşı hassasiyetinden kaynaklanmaktadır. Batı ülkelerinde hazır gıdalarda, içindekiler listesinde belirtilmesi gereken belli bir oranın üzerinde risk taşıyan alerjendir.

Bu nedenledir ki ben glütensiz gıdaları tercih ederim…

Siparişim “glütensiz külbastı burger”ime döneyim; eti, sosu, ekmeği, kızarmış patatesleri, servisi mükemmel olmuş…

Ankara’daki HUQQA’nın ortağı Atilla Akıncı, sürekli ayakta ve müşterilerle ilgileniyor… Gayet başarılı bir işletmeci…

“Hayırlı olsun” diyorum…

AYIN KÖFTECİSİ

Köfteci ve mantıcı açmak, yeme içme sektörüne girenlerin ilk tercihidir… Gelin görün ki sektörde marka olmuş köfteciler de var. Bunlardan birisi de Sultanahmet Köftecisi…

Yazıma konu olan şube, Mehmet Seracettin Efendi’nin 1920 yılında Sultanahmet’te açtığı ilk dükkânı ve 94 yıllık serüveninde, aynı hizmet kalitesiyle işletiliyor…

Sultanahmet Köftecisi’nin, Sultanahmet’teki merkez şubesinde sadece nakit ödeme yapabiliyorsunuz yani kredi kartı geçerli değil… Nedenini sorduğumda, “yoğunluktan” cevabını alıyorum…

İşletmenin duvarlarını Sakıp Sabancı, Kemal Sunal, Fatma Girik gibi onlarca ünlünün, işletmedeki fotoğrafları süslüyor.

Köfte 15.-TL, piyaz 6.-TL, İRMİK HELVASI 5.-TL

Tatlarının mükemmel olduğunu söylememe gerek yok tabii…

Ağzınızın ve kalbinizin hep tatlı olması dileğimle… Sevgimle kalın…