“yemek zevki” Dergisi Kasım 2014 “Sosyotik Trendler” Köşem…

TOPLAMSOSYOTİK TRENDLER

AYIN MÜKEMMELİ

Geçen ay Starbucks’la ilgili bir eleştiri yazmıştım. Dergimiz satışa sunulduktan 1 gün sonra Starbucks Türkiye’nin stratejik iletişim danışmanlığını yürüten Ünite İletişim ve Tanıtım Hizmetleri’nden, Marka Direktörü Sn. Bengü Bozoğlu’ndan bir mail aldım.

Cep telefonumu mail ile bildirdikten dakikalar sonra telefonum çaldı, arayan Şebnem Hanım…

Bir marka bu kadar iyi temsil edilebilir… Konuyla ilgili öyle bir açıklama yaptı ki neredeyse ben özür dileyeceğim… Teşekkür edip konuyu kapattığımı söyleyerek görüşmeyi noktaladım…

Aradan bir gün geçti, açıklama mektubu ile birlikte bir hediye paketi geldi…

Köşemi takip edenler ve beni tanıyanlar bilirler; memleketi hediye etseniz inanmadığım şeyi yazmam…

Paketin içinden çıkan mektubu, sıkılmadan okumanızı rica ederek aynen yazıyorum… Yazıyorum ki “külhanbeyi!” firmalara örnek olsun…

Sayın Kalust Şalcıoğlu,

Yemek Zevki dergisinde, Ekim 2014 tarihinde yayımlanan yazınıza istinaden, konuyla ilgili açıklamamızı aşağıda bilginize sunarız.

Öncelikle geri bildiriminiz için teşekkür eder ve yaşadığınız rahatsızlık nedeniyle üzüntümüzü belirtmek isteriz.

Kurulduğu günden bu yana benzersiz Starbucks Deneyimi’ni misafirlerine yaşatmak arzusunu taşıyan bir marka olarak, bu deneyimin en önemli parçalarından birinin size sunduğumuz hizmet olduğuna inanıyoruz.

Bu düşünceden yola çıkarak sizlere daha kaliteli bir hizmet verebilme adına Hillside Trio mağaza çalışanlarımız uyarılmıştır.

Sizi mağazamızda ağırlamaktan her zaman büyük mutluluk duyacağımızı belirtir, kahve keyfinizin daim olmasını dileriz.

Saygılarımızla,

Starbucks Türkiye

Hani bazen kendi aramızda konuşuyoruz ya “elin adamı, dünyanın bir ucundan 3 liralık kahveyi bize 10 liraya satıyor, amma da para kazanıyor” diye… İşte o “amma da para” bu şekilde kazanılıyor…

AYIN FİT’İ

Ece Vahapoğlu’nu tanımayanınız yoktur, benim de çok samimi dostumdur…

Geçen ay Ece, İstanbul genelinde 4 şubesi olan “hardal” Cafe zinciriyle anlaşmış ve kendi adını taşıyan bir “fit menü” hazırlamış “hardal”a… Bana da basın bültenini yolladı “Kalustcuğum, köşende yazar mısın?” diye…

“Yazmam Ececiğim, ben kolay memnun olmam… Gidip yemeden, denemeden yazamam… Yazarsam, eleştirecek bir şey mutlaka bulurum, sonra dostluk bozulur” dedim…

Spor dönüşü Caddebostan’dan geçerken gözüme ilişti “hardal”… “Hadi” dedim, girip bakayım şu fit ve sağlıklı menüye, hem tadayım hem yazayım…

Ece’yi yıllardır tanırım, hani “hastalık derecesinde titizdir” derler ya… Hazırladığı menü de o kadar titiz olmuş…

“Ece Vahapoğlu ile Fit Menü”de sabah kahvaltısı, öğle ve akşam yemeği bulunuyor. Amaç sağlıklı beslenip zinde kalmayı hedefleyenlerin karınlarını sağlıklı doyurmak…

Fit menüyü elinize aldığınızda tüm yemeklerin sağlığa faydaları ve vitamin değerleri ile açıklandığını görüyorsunuz.

Kahvaltıda yulaf ezmeli, lor peynirli yumurta ile meyveli, çörek otlu yoğurt bulunuyor. Fiyatlar ve menü şöyle:

Yulaf ezmeli, lor peynirli çırpılmış yumurta (13 TL)

Meyveli, çörek otlu yoğurt (12 TL)

Kinoalı salata (28 TL)

Ananaslı şişçikler, kabak spagetti ile (28 TL)

Nohutlu yeşil mercimek (24 TL)

Ispanak kök yatağında biberiye ve limon soslu levrek ızgara (35 TL)

Fiyatlar, okurken biraz yüksek gelebilir ama alternatiflerin hepsini denedim… Hepsi de doyurucu ve İstanbul’da aynı kalitede hizmet veren çoğu cafe’ye göre rakamları daha uyguna geliyor…

“Yazmayacağım” demiştim ama duramadım…

Aferin be dostum…

AYIN BALIĞI

Geçen ay, dört ayrı balık restoranında lüfer yedim. Size “en başarılısını mı yazsam en hesaplısını mı” derken sonuncu lüferi yediğim Kuruçeşme’deki “mavi balık” balığa noktayı koydu.

“Parama kıyarım” diyorsanız İstanbul’un en iyi lüferi “mavi balık”ta… Fiyatı 65 TL…

AYIN VANLISI

Bir davet için Van’daydım… Sabah da Van Ticaret ve Sanayi Odası’nda toplantım var…

Otelden aceleyle çıkıp kahvaltıya da vakit bulamamışım… Neyse, toplantı çıkışı gözüme hemen Van Ticaret Odası’nın altında hizmet veren “Bak Hele Bak – Yusuf Konak” ilişti…

Otantik bir yer… Hemen masalara, tezgâha bakarım; temiz mi diye… Her yer pırıl pırıl…

Dedim ki “kaymak var mı”?

Başladılar kaymağımız şöyledir, lavaşımız böyledir diye anlatmaya…

İddialı konuşan oldu mu, hiç duramam hemen yazarım…

Bir kaymak geldi, üzeri ballı ve cevizli… Bir lavaş geldi, aman Allah… Afyon’un kaymağıyla yarışır…

Bir de Ankara’da şubeleri varmış… Yolu düşen mutlaka kaymaklı bir kahvaltı yapsın, kulaklarımı da çınlatsın… Firma bilgilerine http://www.bakhelebak.com’dan ulaşabilirsiniz…

AYIN AYIBI

Ataşehir’de Atatürk Bulvarı’nda, Tarihi Bursa Kebapçısı var… Ana cadde üzerinde, kimse sorsanız gösterir… Eve giderken uğrayıp iskender yemiştim, mükemmeldi… Aradan birkaç gün geçince yolum yine aynı mekâna düştü…

Tam içeri girerken baktım ki döner ustası, tezgâhın üzerinde elleriyle yemek yiyor…

Uyardım, umursamadı… Şefi çağırdım ve dedim ki “doğru mu bu”?

“Yanlış” dedi… Çözüm?

Kaşlarını kaldırdı, ben anlamam edasıyla…

Tadı güzel ama bana göre pek de hijyenik olmayan bir İskender yemek isterseniz diyecek bir şeyim yok!

AYIN MUCİZESİ

Saray Muhallebicisi zincirini bilirsiniz; her AVM’de, her köşe başında bulunan…

Geçenlerde Cevahir AVM’dekinde wifi şifresini sordum servis personelime… “Bizde internet yok” dedi… Sonra birkaç Saray Muhallebicisi’nde de wifi olmadığını öğrendim… Hatta Palladium AVM’deki personel “hiçbir şubemizde ücretsiz wifi bağlantısı yok” dedi…

Nasıl yahu, ücretsiz wifi bağlantısı olmayan mekân kaldı mı? Geçen yıl Nijerya’ya gittiğimde bile mekânların çoğunda ücretsiz wifi kullanıyordum…

“Neden yok?” diye sordum…

“Bedava interneti bulan, bir oturdu mu bir daha kalmıyor masadan” dediler…

Şimdi, kim haklı ben çıkamadım işin içinden… Yorumu size kalmış…

AYIN YAPRAĞI

Ataşehir Tarihi Bursa Kebapçısı hüsranımdan sonra döner mevzuu aklıma takılınca, wifi konusunu konuştuğum gün Saray Muhallebicisi’nde döner yedim…

Dikkat edin, Saray Muhallebicileri dönerlerini biraz kalın keserler…

Adı üzerinde… Yaprak döner!

Gittim döner ustasının başına, anlattım derdimi… Bakın fotoğrafa, söyleyince nasıl da kâğıt gibi kesiyorlar döneri… Damak tadı tabii ama bence döner kâğıt gibi olursa ancak tadını alırsınız…

Saray Muhallebicisi’nin pilav üstü dönerinde 100 gr döner var, fiyatıysa 19 TL…

Hem de pırıl pırıl…

Bırakın Tarihi Bursa Kebapçısı’nda olduğu gibi tezgâhta yemek yemeyi, döner ustası eldivenlerini takmadan döner bıçağına dokunmuyor bile…

AYIN LOBİSİ

Otel lobilerinin menülerini oldum olası beğenmemişimdir… Bir özensizlik sezerim hep…

Taksim Meydanı’nda bulunan The Marmara Oteli’nin lobisinde, “Sezar Salata” sipariş ettim… Minyatür marul, sarımsaklı kruton ve sezar sosuyla hazırlanan salatanın hem sunumu, hem sos dengesi mükemmeldi…

Sezar salata fiyatları; ızgara tavuklu 36 TL, füme somonlu 42 TL, karidesli 47 TL…

Tamam, pahalı ama sonuçta beş yıldızlı otel mutfağı…

Ağzınızın ve kalbinizin hep tatlı olması dileğimle… Sevgimle kalın…

%d blogcu bunu beğendi: