“yemek zevki” Dergisi Nisan 2015 “Sosyotik Trendler” Köşem…

IMG_5139SOSYOTİK TRENDLER

AYIN MODACISI

Geçtiğimiz ay “feyşın vik” moda haftası vardı… Birkaç defileyi izlesem de buraya yazmak olmaz tabii ama sizi modasız bırakmaz da olmaz. İşte size dünyaca ünlü Armani markasından, İstinye Park AVM’deki Armani Cafe’ye öğle yemeği yolculuğum. Siz “Rakamlar biraz yüksek Kalustcuğum” demeden önce ben şunu belirteyim:

Beşiktaş’ta üçüncü sınıf bir pastanede ne olduğu belli olmayan profiterol 9TL’yse, Türkiye’nin en iyi Tiramisu tatlılarından birini yapan Armani Cafe’de bu tatlıya 29TL verilir!

Uzatmayayım… Öğle yemeği menüm bir ana yemek ve bir tatlıdan oluşuyordu.

Ana yemek “Filetto Di Manzo”; ızgara dana bonfile, porçini mantar yahnisi ve kinoa salatası… Bu arada fotoğrafa bakıp “eti yakmışlar” demeyin çünkü benim iyi pişmiş et takıntım var, her ne kadar yanlış olduğunu bilsem de siparişimi hem aynı cümleyle veririm “vel dan, vel dan, veri vel dan, börn dan” (Gülücük, gülücük; en azından servis personelleri her zaman gülüyor)… Fiyatı 79TL

Tatlı “Il Tiramisu’ Sferico”… Tiramisu efsane zaten; övgüsü de fiyatı da üst satırlarda…

PORÇİNİ MANTARI!

Ne zaman menülerde Porçini mantarlı bir şey görsem yüreğim sızlıyor!

Efendim bu Porçini mantarı var ya; Avrupalı’lar, özellikle de İtalyanlar bu mantara taparlar. Oldukça pahalı olan bu mantarın çok kuvvetli bir aroması vardır, hatta çiğ bile yiyebilirsiniz.

Bu arada yazıma devam etmeden büyük harflerle belirteyim; “Kalust mantarı çiğ yiyin” dedi deyip de zehirlemeyin kendinizi! Malumunuz mantarların zehirlisi var!

Neyse; bu Porçini mantarına dünya para ödeyip satın alıyoruz ya; hani paketin üzerinde İngilizce, İtalyanca açıklamalar oluyor…

Dünyadaki en kaliteli Porçini mantarı memleketimizden dünya pazarına dağıtılıyor! İzmir, Kemalpaşa, Torbalı dediniz mi bu mantar çeşidinin en iyilerine rastlayabilirsiniz ama maalesef marka yaratmaktaki kabiliyetsizliğimiz nedeniyle “ecnebi”ler bizden 1 liraya satın alıp, paketleyip, bize 10 liraya geri satıyorlar kendi mantarımızı!

KİNOA SALATASI

Köşe yazılarımdan sonra aldığım teşekkür mesajlarının yanı sıra, “Kalustcuğum bizim senin kadar paramız yok; abidik gubidik yemekler öneriyorsun” mesajları da gelmiyor değil.

Bu mesajlardan biri de geçen haftalarda kinoa için gelmişti. Burada cevap vermek istedim ki herkes öğrensin kinoayı.

Efendim bu kinoa var ya; o kadar önemli, o kadar faydalı bir bitkidir ki, 2013 yılı Birleşmiş Milletler Tarım Örgütü tarafından “Uluslararası Kinoa Yılı” ilan edilmiştir.

Siz webden araştırır bakarsınız kinoanın faydalarına.

Demem şudur ki, ben pahalı mekânlardan öneriler yapıyor olabilirim ama bazılarının sırf laf olsun diye beni eleştirmesine de tahammülüm yok. Çünkü bu köşeye, okuyucularımıza da faydalı olmayacak ya da zararı dokunacak hiçbir besin maddesini yazmıyorum.

Haa, yine derseniz ki “benim Armani Cafe’ye gidip, 79TL ödeyip, kinoa salatası yiyecek durumum mu var!”

Haklısınız; o zaman gidin pazara, alın aynı salatayı yapmak için kinoa malzemesini yaklaşık 1,5TL’ye ve salatanızı evde yapın. Ben de sosyal hayatım renklensin ya da millete hava olsun diye gezmiyorum mekânları. İşim bu sonuçta…

OLMADI “Bind”!

Geçenlerde benzinciye girdim. Baktım 10 – 12 yaşlarında bir çocuk, elinde purosu!

Aradan saniyeler geçti ki anladım tabii onun puro değil de çikolata olduğunu.

Şimdi “Bind” firması diyebilir ki “o çikolatalar puro şeklinde değil”…

Vallahi o küçük çocuk da ben de puro olarak algılamışız bu çikolatayı; fotoğrafı da yanda…

Çoğunluk derse ki “Kalustcuğum ayıp etmişsin ‘Bind’e karşı. Ben çocuğumun o çikolatayı yemesinde bir sakınca görmüyorum” o zaman peşinen özür dilerim ben de…

Karar sizin…

AYIN BÜTÇESİZİ

Hani şu Türkiye’mizin dört bir köşesine yayılmış olan, hepimizin keyifle gittiği “Big Chefs”imiz var ya…

Geçenlerde kahvaltı için uğradım, Mecidiyeköy’de bulunan Trump Towers AVM’deki şubelerine; bir omlet ve filtre kahve sipariş ettim; diyet yapıyorum diye 1 dilim de kızarmış kepek ekmeği istedim…

Siparişler geldi, yanında da ekmek sepeti; ekmekler çeşit çeşit ve kusursuz… Kusursuz da benim kızarmış kepek ekmeğim yok!

Servis personelime sordum; efendim Big Chefs ekmek kızartamazmış çünkü mutfağında ekmek kızartacak bir “sistem” yokmuş…

Dört arkadaş kahvaltıya gelsek, sana ödediğimiz hesaptan bir ekmek kızartma makinesi alamaz mısın Big Chefs?

“Nasılsa restoranlarımda adım atacak yer yok, Kalust da kızarmış ekmek yemeyiversin” diye düşünüyorsan o ayrı tabii…

MADO’NUN “KAP”I!

“Mado’nun kapları büyüterek servis etmesini yazsanız Kalust abi” başlıklı bir mail aldım… Başlık aynen yazdığım gibi, Zehra Türkeş kardeşimizin mailinin içeriğiyse “düzeltilmeden” şu şekilde:

“Kalust abi, aşçılık öğrencisi olarak Yemek Zevki derginizi her ay olmasa da sık alıyorum. Mado’da keşkül ye bir gün ki büyük kabın içine koydukları küçük kabı gör, biz kabı mı alıyoruz keşkülü mü yazsana abi.”

Ataşehir’de ana cadde üzerinde bulunan Mado’ya girdim önünden geçtiğim bir gün ve bir porsiyon keşkül sipariş ettim. Mado servis personeliyle aramızdaki diyalog şu şekilde:

Personel: Ne alırdınız?

Ben: 1 keşkül…

Personel: Üstüne dondurma ister misiniz?

Ben: Hayır teşekkürler…

Personel: Yanında ne içersiniz?

Ben: Bir şey istemiyorum, keşkülü getirir misiniz?

Personel: (Yanıt yok ama surat beş karış!)

Birisi personele “bu Kalust’a 7,5TL’ye bu masayı işgal ettirirsen yandın” mesajı mı vermiş anlamadım!

Neyse, keşkülüm geldi ve o güne kadar hiç dikkat etmediğim ve çoğumuzun gözünden kaçmış olduğunu düşündüğüm ekteki fotoğraf çıktı ortaya.

Mado’nun kapları büyük ama içine yerleştirilen plastik kaplar küçük. Derin olduğunu gördüğünüz keşküle kaşığı daldırıyorsunuz ve “doinkkkk” kızgın kumlardan “sığ” sulara atlamak gibi…

By Trileçe

Şimdi, “Kalustcuğum, elin sütlü tatlısını baylı maylı yazıp havaya sokma” demeyin…

Trileçe gerçekten yapımı çok basit bir tatlı ama içinde olması gereken malzemeler ile özellikle sütün tazelik ve kalitesi açısından bir o kadar da hassas!

“By Trileçe”nin trileçesini ilk “kasap döner”de yemiş, çok beğenmiş ve yazmıştım…

Firma, yazıma teşekkür etmek için fotoğraftaki 1 tepsi trileçeyi hediye olarak yollamış bana. “Yazacak bir şey yok tabii Allah razı olsundan başka” diyecektim ki firmanın web sitesine girdim…

http://www.bytrilece.com’a göz atarsanız genelde hepimizin karamelli olarak bildiği ve piyasada ağırlıklı olan trileçeden başka frambuazlı, limonlu ve çikolatalısının da olduğunu görürsünüz.

“Midemiz kime emanet, yoksa Kalust bir tepsi sütlü tatlı aldı ondan mı bunları yazıyor!” diye düşünürseniz de “by Trileçe”nin web sitesindeki referanslarına ve kalite belgelerine bir göz atın!

Hem tat açısından hem de sağlık açısından geçer not aldı “by Trileçe”… Tek bir eleştirim var firmaya:

Bu kadar başarılı bir tatlı yapmışken, bu kadar güçlü bir marka oluşturmuşken, sadece karamellisini tanıtmak ve diğer üç çeşit trileçeye yeterince önem vermemek doğru değil. Özellikle çikolatalısının çok satacağına eminim…

Ağzınızın ve kalbinizin hep tatlı olması dileğimle… Sevgimle kalın…