Auto SHOW Dergisi, 27 Nisan 2015 – Formula 1 Kahini köşem…

FullSizeRenderBıktırdın ama Bernie Amca!

Almanya GP’nin Formula 1 yarış takviminden çıkarılmasından sonra, Paragöz Bernie Ecclestone aba altından değil açık açık sopa göstermeye devam ediyor.

İdam listesinde Monza var!

Ecclestone, basına yaptığı açıklamada “Diğer pistlerin yöneticileri, 2008 sezonunda Fransa’nın ve en son da Almanya’nın yaşadıklarını unutmasın ve benzer durumlarla karşılaşmasınlar” demiş.

Amaç ne? 2016 sezon sonunda anlaşması biten Monza’yı tehdit edip masaya biran önce oturtmak.

İstanbul takvimden çıkarıldığında diyorduk ya “Türkiye değil Formula 1 kaybetti!” diye…

Ne kadar komik geliyor yaşananlardan sonra İstanbul’un bir kalemde üstünün çizilmesi!

Şu bir gerçek ki Paragöz Bernie ve onun zihniyeti Formula 1’e hâkim oldukça tüm yarışlar para sorunu olmayan ülkelere kayacak. “Yok efsane pistmiş, yok kimse bu kadar yıllık pisti takvimden çıkarmaya cesaret edemezmiş” hayalleri kurmayalım artık.

Açıklamasının son cümlelerinde konuyu özetlemiş Ecclestone:

“Gelecek sene Bakü / Azerbaycan’da düzenlenecek yarışla ilgili hiçbir sorun yok. Çok güzel bir yarış olacak…”

Para var huzur var!

Lastikler değişmedi!

Geçtiğimiz hafta Pirelli; İspanya, Monako, Kanada ve Avusturya için lastik seçimlerini açıklayarak geçen yılki lastiklerin aynısını kullanacağını belirtti.

Buna göre İspanya’da sert Okumaya devam et

Auto SHOW Dergisi, 20 Nisan 2015 – Formula 1 Kahini köşem…

FullSizeRenderPara bitti, Bernie paydos!

Bu sezon da Formula 1 seyirci sayısının azalmaya devam etmesiyle Paragöz Bernie Amca, 2 aydır kulislerde takımlarla tartıştığı 1000 Beygirlik motorlara geçilmesini tekrar gündeme getirdi.

Ecclestone açıklamasında “Çok teknoloji, daha çok seyirci demek değil. Hem takım masraflarını azaltmak, hem sponsorları korumak, hem hibrit motorlardan daha fazla gürültü çıkaran Formula 1 araçlarına geçmek için 1000 Beygirlik motorlar şart” dedi.

O kadar karmaşıklaştırılan, oluk oluk akan paraları acaba nereye harcayalım diye kural üstüne kural, kısıtlama üstüne kısıtlama getirilen Formula 1; hem seyirciler hem de sponsorlar kaçınca tekrar basitleştirilme yoluna gidiyor.

Yıllar önce 1 liraya domates satın alırdık. Biri geldi dedi ki “Bak bu domatesler daha kırmızı ve büyük, bunlar hormonlu ama 2 lira”… Biz de 2 liraya hormonlu domates yemeye başladık. Aradan birkaç yıl geçti aynı kişi geldi dedi ki “Bu hormonlu domatesi yiyorsun ama zararlı, sana organik domates vereyim onu ye ama 3 lira”… Dedik ki “Organik de ne ki? Organik dediğini zaten hormonludan önce 1 liraya satmıyor muydun sen bize!”

Yersen işte; ne satıyorlarsa alıyoruz!

Formula 1 kadın serisi tartışmaları!

Bernie Ecclestone’un sadece kadınlardan oluşan bir Formula 1 serisini desteklediği konuşulsa da, işler farklı yürüyor!

Carmen Jorda, hem Lotus’un geliştirme pilotluğunu yapıyor hem de kadın serisi fikrinin gönüllü savunuculuğunu. Jorda’ya karşı olan en önemli görüş de düne kadar Williams takımı test pilotu Susie Wolff’ündü.

22 yaşındaki Kolombiyalı Okumaya devam et

Milliyet Cadde – 16 Nisan 2015 – Mihenk Taşı Köşem…

DÜZENBAZ PERISCOPE'TA!DÜZENBAZ PERISCOPE’TA!

Sosyal medyada Periscope’u kullanan herkes, Hollywood yıldızı egosuna sahip!

Canlı yayın yapılan Periscope’ta birkaç video izlerseniz “Hadi ama hayranlarım, kalplere tıklayın… Beğenin ama beni!” benzeri cümlelerin fazlasıyla kullanıldığına şahit olursunuz.

Uygulama yeni rağbet görmeye başladığı için henüz takipçi ya da beğeni satın alınamıyor. Bu nedenledir ki, Twitter’da milyonlarca takipçisi olan ünlü mü ünlülerin Periscope’taki takipçi sayıları sadece birkaç bin!

Aklı durmuyor tabii. Hemencecik, geçici de olsa çözüm üretmiş “ünlü”lerimiz. Bakmışlar ki 100 – 200 beğeniyle değirmen dönmeyecek, sosyal medya danışmanı ufaklıklardan kiralamışlar. Bu çocuklar, “ünlü” ne zaman yayını yapmaya başlasa, parmakları uyuşana kadar beğen tuşuna basıyorlar.

Video detaylarını tıklarsanız, paylaşımı birkaç yüz kişinin izlediğini ama binlerce beğeninin hep aynı kişiden geldiğini görebiliriniz…

Siz asıl takipçi satın aldıklarında görün egoları, Periscope ünlülerine yapılan yeni televizyon programlarını…

HAKİKİ AMERİKANHAKİKİ AMERİKAN

Bağdat Caddesi’nin tıkış tıkış mekânlarından birine gitmek için, iki arkadaşımla ara sokaklardaki İsPark noktalarından birine otomobilimizi park ettik.

Tam caddeye doğru yürüyoruz, arkadaşlardan biri atladı “Gelin şurada bir buçuk İskender yiyelim” diye. Daldık içeri, bir baktık mekân iskenderci değil dünya mutfağı!

Sordum servis personeline “Neden ismi ‘bibuçuk’ seçtiniz?” diye…

Kebapla bir ilgisinin olmadığını ama İstanbul’un ilk gerçek Amerikan hamburgeri yapan markanın kendileri olduğunu söyledi!

İddialı geldi bize, oturduk yedik… “bibuçuk”un Suadiye, Caddebostan, Beyoğlu ve Ataşehir olmak üzere dört şubesi var şimdilik.

Ne mi yedik?

Nachos etli (25,50 TL), acılı “bibuçuk” kanat (19,50 TL), “bibuçuk” burger (32,50 TL), tiramisu (13,00 TL).

Şöyle özetleyeyim “bibuçuk”un mutfağını… Ömrü hayatım boyunca yediğim en iyi hamburger (içindeki cheddar peyniri ve dana füme karışımı mükemmel) ve özel soslu tavuk kanatlardan biriydi! Hele kendi yapımları tiramisuları; aman aman…

Kesinlikle tavsiyemdir…

TARABYA BAHÇETARABYA BAHÇE

Arkadaşlarla, Tarabya Bayırı Caddesi üzerinde “Tarabya Bahçe” adlı bir restorana girdik. Bir hanımefendi geldi yanımıza “Kalust Bey, eşimle sizi severek takip ediyoruz. Yazacak mısınız bizi de?” diye…

“Tarabya Bahçe”nin sahibi Eda Baker Hanım’a dedim ki “Yazacaksam sevabıyla günahıyla yazarım!”

Yemekler gelince hemen belli oldu, Eda Hanım’ın meydan okumamı neden kabul ettiği… “Dünya mutfağından, üç ondan beş bundan…” deyip geçmemiş “Tarabya Bahçe” ve iddialı bir menü hazırlamış. Menü çok zengin olsa da ben size sadece kendi tabağımdan ve arkadaşlarımın tabaklarından tadına baktıklarım yazıyorum.

Tatlı ekşi karides (panko ile panelenmiş, 20 TL), dana carpaccio (25 TL), enginar salatası (22 TL), sucuklu mozarella peynirli pide (22 TL), İtalyan usulü osso buco (dana incik safranlı risotto ile, 42 TL), dondurmalı makaron (8 TL).

Yemeklerin mükemmel olduğu restorandan bir önemli not da, çoğu beş yıldızlı otelde bulamayacağınız ve yemek sonrası mutlaka denemeniz gereken bir bitki çayı menülerinin olduğu.