Temmuz 2020 – Gidecek Yer Kalmadı Sinema Filmi

Dört yıl önce, bir sezon boyunca binlerce kişiye ulaşmıştık Ulukan Özpolat’ın yazıp yönettiği, benim de Komiser Kemal karakterine hayat verdiğim Gidecek Yer Kalmadı tiyatro oyunumuzla… Ulukan her yıl çektiği kısa filmlerle, yurt dışında onlarca kısa film festivaline katılıyor… Geçtiğimiz ay da senaryolaştırdığı Gidecek Yer Kalmadı’yı kısa film olarak çektik… Benim yine aynı rolle karşınızda olduğum filmle, Ocak 2021’de beyaz perdede görüşmek üzere…

 

“yemek zevki” Dergisi Şubat 2015 “Sosyotik Trendler” Köşem…

IMG_9965SOSYOTİK TRENDLER

“HAV AR YU” POLAT?

İki gurmenin “Renaissance Polat İstanbul Otel”in mutfağıyla ilgili, “özensizlik” temalı konuşmasına tanıklık edince “Polat”la ilgili birkaç ay önce yaşadığım bir deneyimi not düşmek istedim… Üstünden aylar geçmiş ama madem hiçbir şey değişmemiş, buyurun size İstanbul’un en iyi beş yıldızlı otellerinden “Yeşilköy Polat”ta bulunan Marmara Balık Lokantası deneyimim!

Akşam yemeği saatleriydi, “Polat”taki toplantım bitince yalnız başıma Marmara Balık’a girdim… Yan masama turist bir aile oturdu ve servis personeline Fransızca sipariş vermeye başladı…

Personel “nakavt” tabii, hemen çat pat “İngıliş” toparlamaya çalıştı durumu ama turist ailede de “No İngiliş”…

Turistin İngilizce bilmemeye hakkı var, beş yıldızlı bir otelde çalışan personelin de Fransızca bilmemeye… Ama beş yıldızlı bir otel bünyesinde bulunan bir restoranında, çat pat bile olsa Fransızca bilmeyen tek bir personelin olamaması içler acısı…

Neyse, sipariş sırası bana geldi ve lüfer ızgara ile ince kıyılmış salata sipariş ettim… Ettim de menüde balığın fiyatı yoktu! Sordum servis personelime, balıklar günlükmüş (aylık olsaydı bari!) ve halden geliş fiyatına göre günlük olarak satış fiyatları da değişiyormuş balıkların; bu nedenle de menüye fiyat yazmıyorlarmış!

Vah kardeşim vah!

Bir yaşıma daha girdim… Ayıp yahu! Sen turist olsan, yabancı bir ülkeye gitsen, Polat Renaissance gibi güven içerisinde konakladığın bir beş yıldızlı otelin restoranındaki menüde, sipariş edeceğin balığın fiyatını görmezsen ne düşünürsün!

İşte o iletişim kuramadığın turist de aynı şeyi düşündü koskoca Polat Renaissance’la ilgili!

Servisi de anlatayım size biraz… Beş yıldızlı Polat Renaissance’daki Marmara Balık Lokantası’nda, yemekten önce kızarmış ekmek ve peynir servis ediliyor ama “küçük” bir bıçakları yok!

Servis personelimden tereyağı bıçağı istiyorum… Yokmuş efendim tereyağı bıçakları, “o bıçakları kullanabilirsiniz”mişim… Allah razı olsun, izin de çıkıyor, kılıç kalkan oynamam için!

Bu arada Marmara Balık’ta 1 adet lüfer ızgara 65.-TL, salata 12.-TL… Fiyatlara KDV dahil…

AYIN UMURSAMAZI

Geçen ayki köşemde “Burger King” Ataşehir şubesiyle ilgili yazdıklarım, medya takipten hemen Burger King’in basın ve halkla ilişkiler şirketinin kulağına gitmiş… Yayın Yönetmenimiz Eren Aydın beni aradı “Numaranı istiyorlar verebilir miyim?” diye…

Tabii ki…

Çok nazik bir hanımefendi aradı “Burger King”in çalıştığı basın ve halkla ilişkiler şirketinden… Üzülerek şirketin ve hanımefendinin adını hatırlayamadığımı belirteyim…

Neyse… Hanımefendi, sorunla ilgileneceğini ve Burger King’den yetkili bir beyefendinin beni arayacağını söyledi. Aradan 15 gün geçti, ne arayan oldu ne soran…

Ben de kaleme aldığım şubeye uğradım, bir şey değişmiş mi Okumaya devam et

“yemek zevki” Dergisi Ocak 2015 “Sosyotik Trendler” Köşem…

FullSizeRender

SOSYOTİK TRENDLER

AYIN ŞİKÂYETLERİ

Sosyal medya günümüzde, yazılı basından ve televizyondan daha güçlü bir mecra. Tabii, doğru kullanıldığında…

Televizyon yapımlarının, anahtar kelime olarak yazılıyla yarışma şansı yok. Yazılı mecranın yani gazete ve dergilerin de sosyal medyayla yarışma şansları yok (çok güçlü bir web siteleri varsa o ayrı)…

Her gün onlarca şikâyet maili alıyorum… Şikâyet mailleri yeme içme sektörü olduğu gibi kuaföründen spa’sına, otelinden mobilyacısına değişiklik gösteriyor. Ama gelin görün ki, Yemek Zevki Dergisi’nde gıda harici yazmak etik değil. Bu nedenle “Neden bu konuyu dile getirmiyorsun Kalustcuğum?” maillerinizle ilgili bu sayfalarda yapılacak çok bir şey yok maalesef…

Anlayışınıza sığınıyorum…

AYIN “BURGER”CİSİ

Burger King dünya çapında bir marka… Mc Donald’s’ın da en önemli rakiplerinden ama ne hikmetse Türkiye’de hak ettiği kalite standartlarına bir türlü sahip olamadı.

Ataşehir’in Atatürk Bulvarı’nda, hem Burger King var hem de Mc Donald’s…

İki restorana da uğradım. İstedikten sonra her mekânda eleştirecek noktalar bulursunuz ama Burger King’inki maalesef eleştirinin biraz ötesinde…

Sosyal medya üzerinden şikâyetimi dile getireyim dedim olmadı… Merkezi arayayım dedim, birine ulaşmak ne mümkün…

Yazıktır yıllarca kazanılmış marka değerine… Yazıktır yapılan yatırımlara…

Lütfen şubelerinizi biraz denetleyin sevgili Burger King yetkilileri…

AYIN HESABI

Trump AVM’nin girişinde bulunan Big Chefs’e haftada 3-4 gün uğruyorum.

Personel “nispeten” nazik… Menü sorunsuz… Hafta size favori salatamı olan “balzamikli et salatası”nı öneririm… Hem doyurucu hem tadı mükemmel… İçinde roka, Akdeniz yeşillik, kavrulmuş dana eti, soğan, biber, sarımsak, isot, balzamik sirke, kajun fıstık ve domates var… Fiyatı 32.-TL

Tiyatro gurubumdan arkadaşlarımdan biri yine Big Chefs’e uğradığımız bir gün, çıkışta “hesaba gözüm takıldı, hesapta menemen yazıyordu, biz menemen yemedik ki” demez mi…

Binmişiz otomobile, akşam trafiğinde çıkmışız yola, geri dönmek 1 saat…

Neyse, unuttuk gitti… Son uğramamda aklıma geldi “menemen” ve hesabı ödemeden önce kontrol etmek istedim… Bir baktım hesapta Cola Zero yazıyor!

İtiraz ettim hemen “içmediğim Cola’ya”… Yanlışlık olmuş!

Tam ödeyeceğim hesabı, bu sefer bir baktım “ekstra kajun fıstık, 2.-TL” yazıyor!

Bu ne? Efendim sipariş verirken “kajun fıstığı fazla olsun” demişim… Ben dedim ki “soğanı az, kajun fıstığı fazla olsun”…

Madem 4 adet ekstra kajun fıstığa 2.-TL yazdınız, çıkarttığınız soğandan da 1.-TL düşün…

32.-TL’ye salata satılmasına diyecek Okumaya devam et

“yemek zevki” Dergisi Aralık 2014 “Sosyotik Trendler” Köşem…

IMG_5489SOSYOTİK TRENDLER

AYIN UKALASI

Birkaç hafta önce haftada birkaç gün uğradığım Trump AVM’de “Cadde” konsepti içinde bulunan Al Fakheer’de, arkadaşlarla oturuyoruz. Yanımda oyuncu büyüklerim var… Hesabı ödedik ve tam çıkıyoruz ki, açık mutfak önünde bulunan kurabiyelerin üzerindeki cam kapağı kaldırıp içinden bir tanesini ağzıma attım. Yanımdaki büyüğüm Hüseyin Ağabey’e de dedim ki “Hüseyin Abi, gel sen de al bir tane, hesabı ödedik nasılsa, bu eşantiyon”…

Cam kapağı kenara koydum ve tezgâhın arkasındaki görevliye de “kardeşim, şunu kapatırsın bir zahmet” dedim… Çıkışa doğru yürürken birisinin “ne ukala herif bu yahu” dediğini duyduk ve geri döndüm. Baktım mekânın aşçısı ters ters bana bakıyor.

Başladı bir tartışma… “İşletmeciyi çağırın” dedim…

İşletmeci geldi ve dedim ki “Durum bu şekilde oldu ve personeliniz bana ‘ukala’ diyor”…

Bu arada aşçıya, müşteriye hakaret edemeyeceğini anlatıyorum ama aşçı ukala olduğum konusunda ısrarcı… Açıkta duran kurabiyelerden bir tane almak için, müşteri olarak önce izin isteyecek, sonra da teşekkür edecekmişim…

İşletmeciye döndüm; işletmeci de kızgın “uzatma konuyu” dedi…

Biraz daha ısrar etsem benim kafayı gözü kıracaklar…

Çıktım mekândan ve Al Fakheer’lerin ortağı olan beyefendiyi aradım… Tartışmanın ses kaydı olduğunu ve aynen anlattığım gibi gerçekleştiğini söyledim…

1 saate kadar işyerinde olacağını, konuyu öğrenip bana döneceğini söyledi… Sonrasında ne arayan var ne soran…

Ne diyeyim; madem ukalayız, gitmeyiz biz de bir daha olur biter…

AYIN TÜRK KAHVESİ

Tarihi Beyoğlu Kurukahvecisi’ni daha önce duymamıştım… Kargoyla tatmam için çekilmiş Türk Kahvesi yollamışlar… Ofiste kahvemizi yapan ablaya vermiş asistanım da, haberim yok kargodan…

Tadı bir değişik, daha güzel geldi kahvenin ve ablamıza ne marka olduğunu sorduğumda kargodan haberim oldu. İnternetten numaralarını bulup aradım firmayı…

Tarihi Beyoğlu Kurukahvecisi’nin tarihi, kurucularından Bilun Çolak’ın dedesine, 1930 yılına kadar dayanıyor. Marka ayda 100 ton kahve üretiyor ve Kaşıbeyaz’dan tutun da Konyalı’ya, BTA Atatürk Havalimanı’ndan tutun da tüm adliye saraylarına kadar içtiğimiz Türk kahvelerini, Tarihi Beyoğlu Kurukahvecisi tedarik ediyor…

Yıllarca perakendeye önem vermemiş firma ama artık kendi markasıyla son tüketiciye ulaşıyor… Marketlerde rastlarsanız mutlaka tadına bakın…

AYIN KAHVALTISI

İstanbul’da birçok beş yıldızlı otel olmasına rağmen, Anadolu Yakası’ndakilerin hizmet kaliteleri maalesef Avrupa Yakası’ndakilere göre zayıf…

Geçen ay konakladığı Kalamış Wyndham Otel’de, diyetimi bozup odaya kahvaltı istedim…

“Kalamış kahvaltı tepsisi”nde; soğuk meze tabağı, beyaz peynir, kaşar ve baharatlı sıkma peynir, hindi ve dana jambon, marine karışık zeytin, tereyağı, reçel, nutella, bal – kaymak (ya da tahin Okumaya devam et