Vizyondan 4 ayrı film…

Vizyondan 4 ayrı film…

Tahmin edeceğiniz üzere haftanın filmi Recep İvedik 4… Ama geçen hafta ihmal ettiğim 3 filme haksızlık yaptığımı görünce, bu haftaki köşem 4 filme çıktı.

Recep İvedik 4

Salı akşamı galasında izleme keyfini yaşadığım, 21 Şubat Cuma günü de izleyicisiyle buluşan Recep İvedik 4 esprileriyle gösterimden kalktıktan sonra bile bizi uzun süre güldürmeye devam edecek bir film olmuş.

Galada yazılı medyadan arkadaşların konuşmalarına kulak misafiri oldum ve aklımda canlanan tablo şu oldu… Hani bilirsiniz ya bizim memlekette kimse arabesk dinlemez, enteliz kimliğimiz “kıro” damgası yer yoksa… Sonra bir bakarsınız “anti-kıro”lar, canlı müzik yapan bir mekânda, önünde içkisi o beğenmediği arabesk parçalara eşlik ediyor. Recep İvedik için de herkeste eleştirel bir tutum. Öncelikle seri film ya… “Recep İvedik 5S geç kaldı” duruşu var herkeste… Ama gelin görün ki filmi izlerken herkes gülmekten yerlerde…

Meyve veren ağaç taşlanır tabii… Şahan Gökbakar çok başarılı bir işe imza atmış. Yok efendim sanatsal yönü yokmuş, ne para Okumaya devam et

EN

EN

Herkesin hayatında bir en vardır…

Bazen en güzel sevişen,

Bazen en güzel seven,

Bazen en güzel kokan,

Bazen de en güzel sarılan…

Bunlar yetmez ama “en”e…

En, en çok adam eden bizi,

En, en çok yanımızda,

En, en çok gurur duyduğumuz,

En, en çok kıskandığımız,

En, en güzel yemeği yapan,

En, en iyisini bilen,

En, en doğrusunu söyleyen…

Ve en, her sabah en çok uyanmak istediğimiz… Okumaya devam et

En Mutlu Yılbaşı Ölümü

En Mutlu Yılbaşı Ölümü

Yılbaşı gecesi, uçaktayım… Sürekli gözüm saatte…

Yanımda sevdiğim kadın… Uçak çok büyük, bir ABD yolculuğu…

“Yeni yıla nasıl girersen yıl öyle geçer” inancı… Şimdi 365 gün havada mı olacağız? Çok masraflı…

Tuvalete gitmek için yanımdan ayrılan aşkım… İçimde garip bir huzursuzluk… Okumaya devam et

Her zamanki “dost darbeleri”min birinden sonra, duygusal bir anımda yazmıştım…

Her zamanki “dost darbeleri”min birinden sonra, duygusal bir anımda yazmıştım…

Neden “Jigolo” Olmuşum!

Yıl 1989, Orta 1’e başlamışım. Sınıfta bir kız… Kız bana bakmış, ben kıza… Yıl 1990, 1991, 1992, 1993 ve 1994… 6 yıl boyunca sınıf arkadaşımla bakışıp durmuşuz… Sonunda mezuniyet ve biz iki platonik âşık ayrılmışız…

Kalbimde sadece kızın kokusu kalmış…

Yıl 1995, üniversiteye başlamışım. O zamanlar “kızlı, erkekli” ilişkilerin ancak aylar sonra öpüşmeye dönüştüğü zamanlar… Hala bakire olmayan “kız”lara kötü gözle bakılan zamanlar! İlk “kızlı, erkekli” diyaloglarım başlamış…

Aradan yıllar geçmiş…

Aylar önce bir ilişkim olmuş… Öyle bir sevmişim ki Okumaya devam et