Her zamanki “dost darbeleri”min birinden sonra, duygusal bir anımda yazmıştım…

Her zamanki “dost darbeleri”min birinden sonra, duygusal bir anımda yazmıştım…

Neden “Jigolo” Olmuşum!

Yıl 1989, Orta 1’e başlamışım. Sınıfta bir kız… Kız bana bakmış, ben kıza… Yıl 1990, 1991, 1992, 1993 ve 1994… 6 yıl boyunca sınıf arkadaşımla bakışıp durmuşuz… Sonunda mezuniyet ve biz iki platonik âşık ayrılmışız…

Kalbimde sadece kızın kokusu kalmış…

Yıl 1995, üniversiteye başlamışım. O zamanlar “kızlı, erkekli” ilişkilerin ancak aylar sonra öpüşmeye dönüştüğü zamanlar… Hala bakire olmayan “kız”lara kötü gözle bakılan zamanlar! İlk “kızlı, erkekli” diyaloglarım başlamış…

Aradan yıllar geçmiş…

Aylar önce bir ilişkim olmuş… Öyle bir sevmişim ki Okumaya devam et

“HÜKÜMET KADIN 2” Galasını Habertürk Ailesi için yazmıştım… Kaçıranlar için…

HÜKÜMET KADIN 2“Kafası Karışmış” Kadın 2

Hükümet Kadın 2 gala yazımı, bugün sinemaya gideceklere sakladım. Esere emeğini koyanlar serinin (nasılsa devamı da çekilir) ilk filmi ile aynı ama bilmeyenler için tekrar yazayım…

Yönetmen: Sermiyan Midyat

Oyuncu kadrosu (alfabetik sıra ile): Ahmet Sarsılmaz, Ayberk Atilla, Bahadır Efe, Burcu Gönder, Bülent Çolak, Demet Akbağ, Dilek Yorulmaz, Doğukan Polat, Elif Erdoğan, Ercan Kesal, Gülhan Tekin, Gürsel Fırat, İpek Elban, Mahir İpek, Mehmet Kaçıran, Mehmet Yaşar, Mine Teber, Nazmi Kırık, Olgun Toker, Osman Alkaş, Sarp Aydınoğlu.

Film galanın ilk dakikalarında ruhuma “Senaryodaki Politik Lost” manşetini attırdı!

Senaryo, kocası cezaevinde Okumaya devam et

“estetik” Dergisi Eylül Köşemi Kaçıranlara

“estetik” Dergisi Eylül Köşemi Kaçıranlara

Birkaç hafta önce estetik Dergisi için yazmam kesinleştiğinde, yazmak her ne kadar hayatımın bir parçası değil kendisi de olsa, yazacağım “kâğıdı” yani bu dergiyi meydana getiren sayfa ve yazarları incelemeden yazmayı doğru bulmadım.

Yazar her ne kadar profesyonel olarak bu mesleği seçmiş olsa da inanmadığı mecrada yazmamalıdır. estetik dergisinin son birkaç sayısını incelediğimde dergi yazarlarının, branşlarının en iyilerinden oluşan profesyoneller olduğunu gördüm.

Bu kadar profesyonelin olduğu bir dergiye de yazılacak konuyu seçmek, hem tat katmak hem de tadı kaçırmamak arasında bir dengeydi… Geçen hafta Okumaya devam et

“Benim Dünyam” Galasını Habertürk Ailesi için yazmıştım… Kaçıranlar için…

Benim Dünyam.PNGBenim ve “Babamın” Dünyası

Okuyucularım bilir… Her Türk filmi gala gecesi bitimi, izlenimlerimi kaleme alır ve ertesi sabaha yazımı yetiştiririm. Filmin konusuna fazlaca değinip, mızıkçılık yapmam. Türk filmlerini kolay kolay eleştirmem. Eleştirecek olduklarımı da yazmamayı tercih ederim.

Benim Dünyam gala gösteriminden filmin yarısında ayrıldım. Birkaç detayı yazdıktan sonra bu ayrılışıma döneceğim…

İnternetteki haberlere göre engellilik “üzerinden” başarı sağlanmış filmde, ne işitme engelliler için altyazı ne de görme engelliler için yeterli sesli betimleme var. Bunun üzerine işitime engelliler, film gösterime girmeden yapımcı firma TMC’ye konuyu hatırlatmışlar ve TMC’den “Altyazılısını gönderelim, dernekte izleyin” yanıtını almışlar. Yanıtı gözümle görmedim, kulağımla duymadım…

Peki, filmde altyazı olsaydı Okumaya devam et

Twitter Takipçi Mevzuu

Twitter Takipçi Mevzuu

Twitter hayatımıza girdiği günden beri, takipçi sayısı ile “özdeşleşen” bir mecra oldu. Takipçi sayımız ne kadar yüksekse o kadar “kaale alınan” bir insan olduk.

Başlarda takipçi sayımızı arttırmak için “insani” hilelerimiz vardı. Mesela önce kişileri takip ediyor, sonra onlar bizi geri takip edince belli bir süre bekliyor ve sinsice bu profilleri takipten çıkartıyorduk. Zaman içerisinde profilimizi takipten çıkartanları gösteren ve hatta bizi takip etmeyi bırakanlar olduğunda bize bildirim yollayan uygulamalar çıktı… Nihayetinde bu işin modası geçti.

Sonrasında kısa bir dönemi hilesiz geçirdik. Bu dönem Twitter’ın en “adil” dönemiydi. Ne kadar güçlü bir markamız varsa ve insanlarla ne kadar pozitif etkileşimde bulunabiliyorsak, o kadar da takipçimiz oluyordu. Tabii, beğenilmek ve ilgi görmek insan egosunun temel besin maddesi olduğu için birini takip etmediğimiz halde onun bizi takip etmesini sağlamak oldukça zordu. Bu çıkmazdan dolayı takipçi ihtiyacı üzerine çözümler üretilmeye başlandı.

İlk başlarda Twitter takipçi ihtiyacı Okumaya devam et

17.10.2013 – Milliyet Gazetesi

Milliyet CADDE - 17.10.2013 - 0001Sn. Ali Eyüboğlu’na, yerel seçimler öncesi sosyal medyada bilinmeyenleri anlattım. Kalemine sağlık Ali Abi…

Gazeteyi almayı unutanlar Milliyet Gazetesi’nin aşağıdaki linkinden haberi okuyabilirler…

http://cadde.milliyet.com.tr/2013/10/17/YazarDetay/1777977/NASIL_TT_OLDUM_

“Ölüm”ün Ölüm Yıldönümü

“Ölüm”ün Ölüm Yıldönümü

1940 yılını 1941’e bağlayan aylarda İkinci Dünya Savaşı’nın “etkileri” devam ederken, dünya devletleri komünistler ve kapitalistler olarak gruplaşmıştı. Doğu Avrupalılar Sovyetler Birliği “mantalitesi”ndeyken, Batı Avrupalılar “kapitalist” demokratik düzenin peşindelerdi. Avrupa’daki bu bölünmenin tam ortasındaki Almanya ise Batı’da Federal, Doğu’da ise Demokratik olarak ikiye ayrılmıştı.

Savaş bitince Berlin, ilk önce Fransa, ABD, İngiltere ve Sovyetler Birliği tarafından dörde bölünmüş, sonrasında ise doğu ve batı olarak ayrılmasına karar verilmişti. Doğu Berlinliler zaman içerisinde refah içerisinde yaşayabilecekleri Batı Berlin’e göç etmeye başlamışlardı. Bunu engellemek isteyen Doğu Berlin yönetimi 17 Ağustos 1961’de, fiziksel olarak Berlin’i ama aslında dünyayı, komünist ve kapitalist olarak ikiye ayıran Berlin Duvarı için ilk tuğlayı koydu.

Duvarın inşası bitince zaman içerisinde “yetersiz” kalan duvardan dolayı bu ölüm sınırı dikenli kafes teller, ikinci sıra elektrikli teller, mayınlar, gözcü kulelerindeki silahlı nöbetçiler, otomatik ateşlenen tüfekler ve benzeri engellerle güçlendirildi. Tabii insanoğlu her zaman olduğu gibi bu sınırı da aşmanın yollarını zaman içerisinde buldu. Tünel kazarak, Okumaya devam et