Geleneksel Medya Sonrası Sosyal Medya ve Pazarlama Etkileri

Geleneksel Medya Sonrası Sosyal Medya ve Pazarlama Etkileri

Sosyal Medya ile bu kadar haşır neşir olmadığımız, görsel ve yazılı medyadan bize “dayatılan”lara mahkûm olduğumuz zamanlarda, bizleri bir şeylere inandırmak, cebimizdeki parayı almak ne kadar da kolaydı. Televizyon reklamlarında ne gösterilir ve tanıtılırsa ona şartlanırdık. Kim bu üründen memnun, kim değil “anketi” sadece çevremizdeki onlarca kişi ile sınırlıydı.

Sonralarında internetin hayatımıza dahil olmasıyla, markalar şikâyet sitelerinde adlarının geçmesinden ne kadar da rahatsız olmuşlar ve bunlarla baş etmenin yollarını aramışlardı.

O zamanlar en çok tıklanan tüketici şikâyet sitelerinde en çok binlerce yorum bulunabilirken şimdi bu rakam yüzbinlere çıkabiliyor. Yani markaların artık şikâyetçi müşterileri ve kötü ürünlerini “örtbas” etme şansları kalmadı. Sosyal medya dönemi öncesinden farklı olarak tüketiciler, satın alacakları ürün ya da hizmet için daha önce bunu deneyimlemiş binlerce kişi ile saniyeler içerisinde irtibata geçebiliyorlar.

Artık satın alma tercihleri eskisi kadar “anlık” bir karar değil…

Geleneksel Medya döneminde marka, pazarlama Okumaya devam et

Sosyo-Siber Devlet Hareketleri

Sosyo-Siber Devlet Hareketleri

Bundan 20 yıl önceki casus filmlerini kırklı yaşlarda olanlarımız çok iyi bilirler… Ne de heyecanla seyrederdik birbirinden güzel kadınların ve birbirinden yakışıklı erkeklerin, şirketlerin ve devletlerin stratejik noktalarındaki kişiler ile ilgili detaylı araştırmalar yapmalarını, o kişilere yaklaşmak ve tanışmak için binbir kılığa girmelerini, kişileri kaçırarak bilgileri zorla söyletmelerini, kaçırılanların izlerinin sürülmesini, askeri ve polisiye operasyonlar ile bu kişilerin kurtarılmasını…

Bazı filmlerde de kadın barda oturan adamın yanına yaklaşır, bayılmış gibi yapar ve hop erkeğin kucağına… Bu arada da yakınlarda bekleyen bir fotoğrafçı hemen makinesinin düğmesine basardı.

Hatırlıyor musunuz, Kara Şimşek dizisinde tahminlerde bulunan ve akıl yürütebilen (bazen de “Maykıl” ile gereksiz insani tartışmalara giren :)) Kit’i, Görevimiz Tehlike dizisinde kaçıracakları ve yerlerine geçecekleri insanların yarı plastik maskelerini incecik hazırlayıp yüzlerine yapıştıran ajanları? Nasıl da hayran hayran izlerdik…

Artık bu filmlerden eskisi kadar sık olmasa da, dehşet akıl oyunları ile ama 20 yıldan çok kısa bir süre sonra gülerek seyredebileceğimiz senaryolar yazılarak çekiliyor. Bunlar da eskisi kadar rağbet görmüyor ve izleyici çekemiyorlar zaten.

Neden mi?

Çünkü hayal edecek çok fazla bir şey kalmadı…

Ne kadar güzel bir cümle oldu değil mi? Aslında evet, hayal edecek çok fazla bir şey kalmadı… Hayal etsek de bu hayallerden keyif alamıyoruz. Okumaya devam et