Yatırımcı Hep Aynı Tuzağa Neden Düşer

Zihni Yanıltan İki Cümle

Fiyatı yukarı giden bir varlık zihinde şu cümleyi uyandırabilir: “Bu daha çok yükselebilir, geç kalmayayım.”
Fiyatı aşağı inen bir varlık başka bir cümle üretebilir: “Bu kadar geriledi, dibi görmüştür herhalde.”

Bu iki cümle zararsız görünür. Oysa piyasa tarihinde gözlemlenen en köklü, en sık tekrar eden insan davranışlarından birinin kaynağıdır. Bu eğilim hisse senedi piyasalarında da gözlemlenmiştir, kripto varlıklarda da, kıymetli madenlerde de, gayrimenkulde de. Varlık türü değişir, ülke değişir, zaman değişir; ama insan psikolojisindeki bu örüntü tekrar eder.

Yükseliş Uzadıkça Dikkat Erir

Bir varlık uzun süre değer kazandığında zihin yavaş yavaş tetikte olmayı bırakabilir. Bu bir karakter kusuru değil; davranışsal finans literatüründe de belgelenen, beynin olağan çalışma biçimidir. Beyin, tekrar eden olumlu sinyalleri “olağan” sayma eğilimindedir; riski olduğundan küçük algılayabilir ve yarını bugünün bir uzantısı gibi resmedebilir.

Sahne çoğu zaman tanıdıktır:

  • Önce “Uzaktan izleyeyim” denir.
  • Ardından “Küçük bir deneme yapayım” olabilir.
  • Sonra “Kaçırmayayım, biraz daha ekleyeyim” gelebilir.
  • En sonunda “Krediyle büyütsem mi acaba?” sorusu doğabilir.

Pek çok davranışsal finans çalışmasının işaret ettiği gibi, güvenin tavana vurduğu ve kalabalığın tek yöne aktığı dönemler, aynı zamanda riskin yapısal olarak en yüksek olduğu dönemler olabilir.

Cevapsız kalan basit bir soru vardır:
Herkes aynı yöne akarken, akıntıyı tersine çevirecek olan kim?

Gerileme Başlayınca Zihnin Üç Kalkanı

Fiyatlar inişe geçtiğinde zihin, gerçeği kabul etmek yerine üç katlı bir savunma kurma eğilimi gösterebilir:

1. Önemsizleştirme: “Kısa süreli bir nefes alma, ciddi bir şey değil.”
2. Mantıklı kılıf bulma: “Temeller sağlam, eninde sonunda yerini bulur.”
3. Yok sayma: Portföyü haftalarca açmamak, ekrandan kaçınmak.

Bu üç savunma, davranışsal finansta “kayıptan kaçınma” (loss aversion) ve “batık maliyet yanılgısı” (sunk cost fallacy) olarak bilinen olgularla ilişkilidir. İnsan için, paranın erimesi bile yanıldığını kabul etmek kadar rahatsız edici hissettiremez. Gurur bazen bütçeden daha kırılgan davranır.

Korku eşiği aşıldığında ise düşünce zayıflar, kalabalık baskın çıkar. Tarihsel olarak kalabalık çoğunlukla geç davranır (zirvede geç katılır, dipte geç çıkar).

Tarih Aynı Repliği Farklı Sahnelerde Tekrarlar

Aşağıdaki örnekler kamuya açık tarihsel olaylardır ve yalnızca eğitim amacıyla aktarılmıştır:

  • 1637 Hollanda — Lale Çılgınlığı: Tek bir lale soğanının bir binaya eşdeğer fiyatlardan işlem gördüğü rivayet edilir. Dönemin yaygın söylemi “lale her daim aranır” yönündeydi.
  • 2000 İnternet Balonu: “Yeni ekonominin eski kuralları geçerli değil” söylemi yaygındı. NASDAQ endeksi sonraki dönemde önemli bir değer kaybı yaşadı.
  • 2008 Mortgage Krizi: ABD’de “ev fiyatları ülke genelinde tarihsel olarak gerilemedi” söylemi yaygındı. Sonraki dönemde geriledi.
  • 2021 Kripto Döngüsü: “Bu kez kurumsal katılım var, eski döngüler geçerli değil” söylemi yaygındı. Bitcoin fiyatı tarihsel zirvesinden sonraki bir yıl içinde önemli bir düzeltme yaşadı.

Her dönemde farklı bir varlık. Her dönemde benzer bir cümle: “Bu defa kurallar farklı.”

Tarih bize gösteriyor ki, çoğu zaman değişen tek şey hatayı yapan kişinin adıdır.

Kurumsal Yaklaşım ile Bireysel Yaklaşım Arasındaki Fark

Profesyonel yatırımcıları ayıran şey çoğu zaman olağanüstü bir zeka değil, disiplin ve mesafedir.

Kurumsal yaklaşımın bazı tipik özellikleri şunlardır:

  • Önceden belirlenmiş kurallara bağlı kalmak.
  • Pozisyonu duygudan bağımsız değerlendirebilmek.
  • Karar anında değil, karar öncesinde plan yapmak.

Bireysel yatırımcı ise çoğu zaman bunun tersi bir tabloyu yaşar:

  • Telefonu açar, grafiği yeşil görür, harekete geçer.
  • Aynı telefonu açar, grafiği kırmızı görür, paniğe kapılır.

Analiz her zaman oradadır. Ama duygu sahneye çıktığında, analiz sesini duyuramayabilir.

Şu An Her Şey Aydınlık Görünüyor

Şu an, sakin bir ortamda bu satırları okurken her şey berrak hissedilir. “Ben bu hatayı yapmam, ben farkındayım” denir.

Mesele şudur: O sıcak duygu — bir tanıdığın “geçen ay kazancını ikiye katladı” dediği akşam ya da hesabın üst üste birkaç gün eridiği sabah — geldiğinde, şu anki bu berraklık dağılma eğilimindedir.

Beyin, kitapta okuduğu “yatırımcı” ile aynaya bakan kişi arasındaki bağı kolayca kopartabilir. Ve döngü yeniden işlemeye başlayabilir.

Farkındalığı Artırmaya Yarayabilecek Bazı Genel Yaklaşımlar

Aşağıdaki yaklaşımlar bir öneri ya da tavsiye değil, davranışsal finans literatüründe ve deneyimli yatırımcıların paylaşımlarında sıkça rastlanan genel gözlemlerdir. Her bireyin koşulları farklıdır; bu nedenle kişiye özel kararlarda mutlaka SPK lisanslı bir uzmana başvurulmalıdır.

1. Karar anında değil, karar öncesinde düşünmek.
Bazı yatırımcılar varlığa girmeden önce kendi senaryolarını yazılı olarak not eder. Bu, duygu yoğunken geçmişteki sakin haline başvurma imkânı sağlayabilir.

2. Yoğun ilginin olduğu yer ile sessiz kalan yere dikkat etmek.
Davranışsal finansta “kalabalık etkisi” olarak bilinen olgu, herkesin konuştuğu varlığa yönelik bir farkındalık ihtiyacı doğurabilir. Bu her zaman geçerli bir gösterge değildir; sadece bir farkındalık unsurudur.

3. Kademeli yaklaşım gözlemi.
“Hepsini şimdi” düşüncesi çoğunlukla duygunun ürünüdür. Birçok deneyimli yatırımcının paylaştığı gözlem, kararları zamana yaymanın zihinsel yükü hafiflettiği yönündedir.


Kaybeden yatırımcı çoğu zaman okumuş, donanımlı, zeki bir kişidir. Sadece insandır. Ve insan, duygu ile analiz arasında seçim yapmak zorunda kaldığında — davranışsal finans araştırmalarının da gösterdiği gibi — çoğu zaman duyguya yakın durur.

Daha bilinçli kararlara giden yolun ilk adımı, daha çok analiz öğrenmekten önce, duyguyla aramıza bir adım mesafe koymayı fark etmektir.


Yasal Uyarı

Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme ve eğitim amaçlıdır. 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ve ilgili SPK mevzuatı çerçevesinde yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Burada yer alan görüşler kişisel değerlendirmelerden ibarettir ve herhangi bir sermaye piyasası aracının, kripto varlığın, dövizin, gayrimenkulün veya başka bir yatırım enstrümanının alım, satım ya da elde tutulmasına yönelik öneri, tavsiye veya yönlendirme niteliği taşımaz. Geçmiş dönem performansları gelecek için gösterge oluşturmaz. Her yatırımcının finansal durumu, risk algısı ve hedefleri farklıdır. Yatırım kararlarınızı vermeden önce SPK tarafından yetkilendirilmiş lisanslı bir yatırım kuruluşuna veya yatırım danışmanına başvurmanız önerilir. İçerikte yer alan tarihsel örnekler kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir ve yalnızca eğitim amacıyla kullanılmıştır. Yazar, bu içerikten hareketle alınan kararların sonuçlarından sorumlu tutulamaz.

Kalust Şalcıoğlu

PARA KAZANMAK KOLAY; FİNANSAL RİSK DÜZEYİNİZİ BİLDİĞİNİZ SÜRECE!

Dünya genelide akı başında olan herkesin ikinci mesleği Finansal Okuryazarlık olmuş durumda; bu nedenle insanların büyük kısmı yatırım konuşuyor ama çok az kişi kendi risk seviyesini gerçekten biliyor.
Borsaya giren var, kripto varlıklara yatırım yapan var, altın alan var, gümüş alan var, fon alan var, var da var… Ama bu yatırımcılar çoğu zaman kendilerine şu soruyu sormuyor: “Ben aslında ne kadar risk alabilecek biriyim?”… Çünkü yatırımın en kritik noktası neye yatırım yaptığınız değil, ne kadar dalgalanmaya dayanabildiğinizdir. Bir yatırımınız %20 düştüğünde gece uyuyabiliyor musunuz? Çoğu insan bu sorunun cevabını bilmiyor. İşte burada yapay zekâ inanılmaz işe yarıyor. Bugün ChatGPT veya Claude’a doğru soruları sorarsanız, size birkaç dakika içinde risk profilinizi çıkarabilecek bir mini test yaptırabilirsiniz.

Aşağıdaki “promptlar”ı (soruları) bunun için hazırladım:

  1. “Finans bilgim çok az. Bana sorular sorarak yatırım risk profilimi belirlememe yardımcı olur musun?”
  2. “Beni muhafazakâr, dengeli veya agresif yatırımcı olarak sınıflandıracak bir test yap.”
  3. “Risk toleransımı anlamak için bana 10 soruluk basit bir yatırım testi uygula.”
  4. “Bir yatırım %20 düşerse ne yapacağımı anlamak için bana senaryolar sor.”
  5. “Paramın kısa sürede değer kaybetmesi durumunda nasıl tepki vereceğimi ölç.”
  6. “Yatırım risk seviyemi belirlemek için bana davranışsal sorular sor.”
  7. “Yaşımı, gelirimi ve yatırım hedeflerimi sorarak risk profilimi analiz et.”
  8. “Beni düşük, orta veya yüksek risk yatırımcısı olarak sınıflandır.”
  9. “Yatırım dalgalanmalarına psikolojik dayanıklılığımı ölç.”
  10. “Uzun vadeli mi yoksa güvenli yatırımlara mı daha uygun olduğumu belirle.”
  11. “Risk toleransımı belirlemek için bana yatırım senaryoları sor.”
  12. “Yatırım yaparken ne kadar kayıp tolere edebileceğimi ölç.”
  13. “Finansal hedeflerime göre hangi risk seviyesine uygun olduğumu belirle.”
  14. “Risk profilimi belirledikten sonra bana uygun yatırım türlerini öner.”
  15. “Sonuçları basit bir rapor halinde açıkla.”

Küçük Ama Çok Önemli Bir Gerçek
Yatırımda insanlar genelde şu hatayı yapıyor: Kendilerine uygun olmayan riski alıyorlar ve genelde agresif yatırımcı gibi davranan muhafazakâr yatırımcılar ortaya çıkıyor!
Sonuç? Piyasa düştüğünde panik satış!
Bu yüzden profesyonel yatırım dünyasında ilk adım her zaman RİSK PROFİLİNİ BELİRLEMEKtir. YATIRIM STRATEJİSİ DAHA SONRA KONUŞULUR!

Kalust Şalcıoğlu

ALTIN VE GÜMÜŞ NE ZAMAN YÜKSELİR?

PARA SİSTEMİNİN SINIRINDAKİ VARLIKLAR: ALTIN, GÜMÜŞ VE GÜVEN

Altının Modern Ekonomideki Gerçek Konumu
Altının zaman zaman yeniden gündeme gelmesi çoğu zaman yanlış bir çerçevede yorumlanır. Yaygın anlatıya göre altın geçmişin para sistemine ait bir kalıntıdır ve modern finansal düzen geliştikçe önemi azalmıştır. Daha sonra ise belirsizlik dönemlerinde yeniden hatırlanan bir “güven limanı” olarak geri döner. Bu bakış açısı eksiktir. Çünkü altın aslında hiçbir dönemde finansal sistemden tamamen ayrılmış değildir. Sistem güven üretme kapasitesini güçlü biçimde koruduğu dönemlerde altın yalnızca görünürlüğünü kaybeder. Fakat güven mimarisinde çatlaklar oluştuğunda yeniden ön plana çıkar.
Harmonik Kapital yaklaşımı bu noktayı farklı şekilde yorumlar: Altın, finansal sistemin alternatifi değil, onun sınır göstergesidir. Finansal yapı sorunsuz çalıştığında altın geri planda kalır; fakat sistem içindeki uyum zayıfladığında altın yeniden merkezde görünür hale gelir. Bu nedenle altının yükselişi nostaljik bir geri dönüş değil, sistemin güven kapasitesindeki değişimin işaretidir.

Altın Fiyatı Aslında Hangi Değişkeni Gösterir?
Altın çoğu zaman enflasyonla birlikte anılır. Bu nedenle altının yükselişi genellikle fiyat artışlarıyla açıklanır. Ancak altının hareketlerini yalnızca enflasyon üzerinden okumak, finansal sistemdeki daha derin mekanizmaları gözden kaçırmaya yol açar.
Gerçekte altın enflasyonu değil, enflasyonun güven üzerindeki etkisini fiyatlar. Aynı enflasyon oranı farklı ekonomik yapılarda farklı sonuçlar doğurabilir. Kurumsal altyapısı güçlü ülkelerde belirli düzeyde enflasyon ciddi bir güven kaybına yol açmayabilir. Buna karşılık kurumsal dayanıklılığı zayıf olan sistemlerde aynı oran çok daha hızlı bir güven aşınmasına neden olabilir.
Altın fiyatındaki hareketler çoğu zaman bu güven değişiminin yansımasıdır. Bu nedenle altın yalnızca parasal bir varlık değildir; aynı zamanda ekonomik sistemin kurumsal sağlığına dair dolaylı bir göstergedir. Harmonik Kapital gücünü kaybettiğinde altın yükselme eğilimi gösterir. Sistem yeniden istikrar kazandığında ise altının baskısı azalır.

Gümüşün Çift Karakteri
Altın ile gümüş arasındaki en önemli fark işlevlerindedir. Altın ağırlıklı olarak güven ve değer saklama aracı olarak görülürken gümüş hem finansal hem de endüstriyel bir rol üstlenir. Elektronikten enerji teknolojilerine kadar birçok alanda kullanılan gümüş, ekonomik faaliyetle doğrudan bağlantılıdır. Bu nedenle ekonomik büyümenin hızlandığı dönemlerde sanayi talebi gümüş fiyatını yukarı çekebilir. Öte yandan finansal belirsizlik arttığında yatırımcıların güven arayışı da gümüş talebini artırabilir. Bu iki farklı dinamik aynı anda devreye girdiğinde gümüş fiyatlarında altına göre çok daha sert hareketler görülmesi şaşırtıcı değildir. Bu durum çoğu zaman spekülasyon olarak yorumlanır. Ancak çoğu zaman fiyat hareketleri aslında sistem içindeki iki farklı gücün aynı anda etkili olmasından kaynaklanır. Bu nedenle gümüş, sistemin hem büyüme beklentilerini hem de güven kaygılarını aynı anda yansıtan nadir varlıklardan biridir.

Likidite Politikalarının Sınırı
Finansal kriz dönemlerinde merkez bankalarının en sık başvurduğu yöntemlerden biri para arzını genişletmektir. Likidite artırılarak finansal piyasaların rahatlaması sağlanır ve ekonomik faaliyet desteklenir. Bu strateji kısa vadede genellikle işe yarar. Ancak uzun vadede farklı bir sorun ortaya çıkabilir: Sistem üzerindeki yapısal sorunlar çözülmeden yalnızca ertelenmiş olur. Harmonik Kapital perspektifinde parasal genişleme kalıcı bir çözüm değil, geçici bir rahatlama sağlar. Piyasalar kısa süreliğine sakinleşir; fakat temel sorunlar ortadan kalkmadığı için kırılganlık tamamen kaybolmaz. Bu nedenle likidite politikalarının etkisi zayıflamaya başladığında finansal sistemdeki güvensizlik yeniden görünür hale gelir. Bu durum çoğu zaman altın ve gümüş fiyatlarında daha net şekilde gözlenir.

Merkez Bankalarının Altın Tercihi
Son yıllarda dikkat çeken gelişmelerden biri de merkez bankalarının altın rezervlerini artırma eğilimidir. Bu davranış yalnızca yatırım tercihi olarak yorumlanamaz. Merkez bankalarının rezerv politikaları çoğu zaman sistemik güven algısını yansıtır. Altın alımlarındaki artış, küresel finansal mimaride mutlak güvenin eskisi kadar güçlü olmadığını gösteren bir işaret olarak yorumlanabilir. Para birimleri uluslararası ticarette ve finansal işlemlerde kullanılmaya devam etmektedir. Ancak rezerv tercihlerinde altının yeniden ağırlık kazanması, sistemin güven temelinde bazı değişimlerin yaşandığını düşündürmektedir. Bu noktada altın, küresel finansal sistemin güven sınırını temsil eden varlık olarak yeniden önem kazanır.

Güven Zinciri: Sistemden Altına
Harmonik Kapital yaklaşımı bu süreci üç aşamalı bir mekanizma olarak tanımlar.
Önce ekonomik ve kurumsal çekirdek zayıflar.
Bu zayıflama güven kaybını beraberinde getirir.
Güven azaldığında ise para birimlerinin sorgulanması başlar.
Bu süreç ilerledikçe yatırımcılar daha somut ve sistem dışı varlıklara yönelir. Altın ve diğer fiziksel varlıkların önem kazanması bu zincirin son halkasında ortaya çıkar.
Dolayısıyla altının hareketlerini anlamak için yalnızca para politikalarına bakmak yeterli değildir. Asıl belirleyici olan, finansal sistemin temelinde yer alan kurumsal güven ve yapısal dengedir.

Kalust Şalcıoğlu

ZAYIF TL: KÖTÜ BİR ŞEY Mİ, YOKSA AVANTAJ MI?

Son günlerde birçok kişi aynı şeyi söylüyor: “TL değer kaybediyor, ekonomide işler kötüye mi gidiyor?” Bu kaygı anlaşılır. Çünkü zayıf para birimi çoğu zaman hayat pahalılığı demektir ama tarih bize şunu gösteriyor: Zayıf para her zaman felaket değildir.

Bazı ülkeler bunu fırsata çevirdi, bazıları ise bu yüzden çöktü.

Aradaki fark tek bir şeydi: Zayıf para biriminin nasıl yönetildiği.

Zayıf para ne zaman sorun olur?

Bir ülke:

  • Sürekli dış borç alıyorsa
  • Üretmeden harcıyorsa
  • Para basarak sorun çözmeye çalışıyorsa
  • Kuralları sık sık değiştiriyorsa

zayıf para birimi o ülkeyi yoksullaştırır.

Osmanlı’nın son dönemi, Weimar Almanyası ve Arjantin bunun örnekleri. Para değer kaybederken üretim artmadı, güven kayboldu ve sistem çöktü.

Zayıf para ne zaman avantaj olur?

Bir ülke:

  • Ürettiğini dünyaya satabiliyorsa
  • Zayıf parayı ihracatı artırmak için kullanıyorsa
  • Kazandığı parayı teknolojiye ve eğitime yatırıyorsa
  • Kurallarını uzun süre değiştirmeden koruyorsa

zayıf para birimi bir kalkınma aracına dönüşür.

Güney Kore ve Çin bunu yaptı. Paraları zayıftı ama üretimleri güçlüydü. Ucuz üretip ihraç ettiler, sonra daha yüksek teknolojili ürünlere geçtiler.

Türkiye için durum ne?

Türkiye bugün tam ortada duruyor.

  • TL zayıf
  • Üretim var ama yeterince verimli değil
  • Enerjide dışa bağımlılık sürüyor
  • Teknoloji kullanımı artıyor ama yeterli değil

Yani potansiyel var, ama risk de var.

Yapay zekâ neden önemli?

Eskiden ucuz işçilik tek başına yeterliydi.
Bugün değil.

Yapay zekâ sayesinde:

  • Aynı işi daha az kişiyle yapmak mümkün
  • Tarımda, sanayide, lojistikte maliyetler düşebiliyor
  • Verimlilik artıyor

Bu, Türkiye gibi ülkeler için büyük bir fırsat çünkü maliyet avantajı teknolojiyle birleşirse rekabet gücü artar.

Ama kritik şartlar var

Zayıf TL ancak şu koşullarla işe yarar:

  1. Enerjiye bağımlılık azalmalı. Aksi halde kur artışı sadece daha pahalı hayat demektir.
  2. Üretimde verimlilik artmalı. Ucuz ama verimsiz üretim yetmez.
  3. Teknoloji yatırımı artmalı. Savunmada olan başarı sivil alanlara taşınmalı.
  4. Kurallara güven olmalı. Hukuk, ekonomi ve kurumlar öngörülebilir olmalı.

Bunlar yoksa zayıf TL çözüm değil, sorunun kendisi olur.

Sonuç

Zayıf TL ne başlı başına iyi, ne de otomatik olarak kötüdür.

Zayıf TL bir araçtır.
Doğru kullanılırsa fırsat yaratır.
Yanlış kullanılırsa yoksullaştırır.

Türkiye için soru şu:
Bu aracı akıllıca mı kullanacağız, yoksa heba mı edeceğiz?

Cevap, önümüzdeki birkaç yıl içinde netleşecek.

Kalust Şalcıoğlu

DOĞRU YATIRIM İLE ZENGİN OLMANIN YOLU

Pandemi döneminde gelişmiş ülkeler vatandaşlarına karşılıksız para dağıttıkları için neredeyse aklınıza gelebilecek tüm kripto varlıklarda “çılgın” yükselişler / ralliler olmuştu; tabii bu süreçte amiyane tabirle “BEN DEMİŞTİMCİ ‘HOCA’LAR, OLUŞTURDUKLARI PORTFÖYLERLE İNSANLARI ZENGİN EDEN ‘ÜCRETLİ KULÜPLER’, KRİPTO UZMANLARI” mantar gibi türemişlerdi. OYSA Kİ BOĞA YANİ YÜKSELİŞ PİYASALARINDA HERKES UZMANDIR ÇÜNKÜ HERKES PARA KAZANIR ÇÜNKÜ HER ŞEY DEĞER KAZANIR. BİRKAÇ YIL ÖNCEKİ BU KRİPTO VARLIK “HOCA”LARI VE “ÜCRETLİ KULÜPLER” ŞİMDİLERDE “ABD BORSACISI HOCA”LARA VE “ABD BORSALARINDAN HİSSE ÖNEREN KULÜPLER”E DÖNDÜLER ÇÜNKÜ KRİPTO VARLIKLARDAKİ O “ÇILGIN” YÜKSELİŞ BİTTİ AMA ABD BORSALARINDA İŞLEM GÖREN HİSSE SENETLERİNDE BAŞLADI. DİKKAT EDERSENİZ BU “HOCA”LARIN PORTFÖYLERİ ABD BORSALARINDAKİ BİRKAÇ GÜNDE OLUŞAN %8’LİK KÜÇÜK BİR DÜZELTMEDE, %40’LARA VARAN DEĞER KAYIPLARI YAŞADILAR. ABD BORSALARINDA HENÜZ AYI / DÜŞÜŞ PİYASASINDA DEĞİLİZ AMA BİRKAÇ AY SONRA DÜŞÜŞ BAŞLADIĞINDA BU “HOCA”LARIN NEREDEYSE TAMAMI, KRİPTO VARLIKLARDA OLDUĞU GİBİ TWITTER / X HESAPLARINI KAPATACAKLAR, YOUTUBE KANALLARININ İSİMLERİNİ DEĞİŞTİRECEKLER VE SOSYAL MEDYA, PARALARININ %90’INI KAYBEDEN İNSANLARIN AĞLAMA DUVARINA DÖNECEK. SONUÇ OLARAK; BİRİKİMLERİNİZE HER YIL ORTALAMA, YILLIK USD BAZLI %30 GETİRİ SAĞLAYABİLİYORSANIZ ÖRNEĞİN 10 YILDA PARANIZ USD OLARAK 13,8 KATINA ÇIKAR VE BU MUHTEŞEM BİR GETİRİDİR. BUNUN İÇİN YAPMANIZ GEREKEN 3 ŞEY VARDIR:
1 – FİNANSAL OKURYAZARLIĞINIZI ARTIRMAK; BÖYLECE DANIŞMANLIK ALDIĞINIZ YA DA TAKİP ETTİĞİNİZ KİŞİNİN / KURUMUN / KURULUŞUN SÖYLEDİKLERİNE KÖRÜ KÖRÜNE İNANMAMAK
2 – SADECE BOĞA YANİ YÜKSELİŞ PİYASALARINDA DEĞİL AYI YANİ DÜŞÜŞ PİYASALARINDA DA PARA KAZANMAYI ÖĞRENMEK
3 – PORTFÖYÜNÜZDE ROTASYON YAPMAK YANİ ALTINI SATIP PARASIYLA FALANCA HİSSEYİ ALMAK, FALANCA ENDEKS FONUNU SATIP GÜMÜŞ ALMAK GİBİ İŞLEMLER İÇİN PORTFÖYÜNÜZÜ VE GLOBAL PARA PİYASALARINI AKTİF OLARAK TAKİP ETMEK.

Kalust Şalcıoğlu

DÜNYA GENELİNDE SUÇ ORANLARI ARTMAYA DEVAM EDECEK

Aşağıdaki videoda ABD’deki sürücüsüz otomobillerin trafikteki yoğunluğunu izleyeceksiniz. Birkaç yıl içinde dünya genelinde; taksicilik, mühendislik, bankacılık, tır şoförlüğü, doktorluk, kasiyerlik, inşaat işçiliği, kuryelik, garsonluk, valelik ve aklınıza gelen birçok meslek yok olacak. Finansal okuryazarlığı olmayan, para kazanmak için başka “çareleri” kalmayan insanların bir bölümü suça yönelecekler. Çocuklarınızın ve kendinizin gelecek planlarınızı; yapay zekâ, nesnelerin interneti ve fiziksel yapay zekâ yani robot teknolojileri gelişmeleri doğrultusunda yönlendirmeniz gerektiğini unutmayın.

Kalust Şalcıoğlu